Umut – SUZ

Umut – SUZ

Bu iş olmayacak. Gidemeyeceğiz, gitsek dahi gelemeyeceğiz, yapamayacağız biz bu işi.
Tanımsız diyarların insanlarıyız. Sen ve ben… Yalnızız ikimiz de, güçsüzüz içimizde. Soğuğuz… Üşümeyen soğuklar, sadece üşüten; bahar dallarını donduran, sessiz, sedasız, soluksuz bırakan.

Akmıyoruz; istemediğimizden değil, akamıyoruz. Bizim tek yapabildiğimiz donmak.
Kanatlarımız var ama gelişmemiş kanatlar. Hiç cesaret edememiş uçmaya. Uçurmayan kanatlar. Eciş bücüş kalmış, ne atılan ne satılan. Eğri büğrü, sırtlarımızda taşıdığımız, aynalarda saklamaya çalıştığımız, bakınca acıtan kanatlar.

Dimağlarımız var sadece gitmeyi bilen ve bu yüzden ayaklarımıza ”geri dön!” diyemeyen.
Bir kere bıraktıysak, giderken arkaya bakmaya cesaret edemeyen ruhlarız biz.

Birbirimize sarılmaktan korkan ve bu yüzden arada hep koskocaman bir boşluk bırakan. Boşluğa düşeni çıkaramayan, gözsüz, dilsiz, beyinsiz… sadece bakakalan…

Eksik kalmış, tamamlanamamış bir yap-bozu yaşıyoruz. Öylesine umarsızız ki hayata karşı, kaybettiğimiz parçaları aramak için bile çıkamıyoruz bir şekilde büzüldüğümüz köşelerden. Korkuyor muyuz?
Kimden?
Neden?

“Kışı yaşamak isterim ben” derdin, “ben de” diye cevap verirdim. Bahar olurduk, çiçek olurduk, çocuk olurduk birbirimize belki de.
Oysa her zaman susuz kalmış topraklar gibiydi dudakların ve yüzeyi çatlamış, çorak bir yurt kalbin; semalarında kuş uçmayan, toprağında çiçek yetişmeyen, çocukları olmayan.

Tek bir sesdi senden duymak istediğim. Donuk, korkak, çirkin veya eksik…
Sadece…
Bu iş olmayacak.

Jade

“Umut – SUZ” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş