Türk Kahvesi

Türk Kahvesi

Niçin severiz Türk kahvesini? 40 yıllık hatırı olduğu için mi? Hadi bol şekerli içenleri anlıyorum ama insan bu acı şeyi neden sade yada orta şeker içer ki? Sohbetlere meze olsun diye mi? Acı bir Türk kahvesi. Nedense içen mutlaka alışır, arada tekrar içer. Bana hep Osmanlı’yı anımsatır. Osmanlı’nın son demlerini. Acılar içinde çöküşünü. Kim bilir kaç kahve köşesinde kaç acılı bir kahve içerken konuşulmuştur Osmanlı’nın acı hali. Acılar içinde yakılan türkülere kaç acı kahveyle eşlik edilmiştir.

İlle de köpüklü olsun isteriz. İşte acılı memleketimde içtiğimiz acı kahve de tek lüksümüz. Üstündeki köpüktür. Köpüklüyse yapılan kahve daha bir hoşumuza gider. Halbuki tadı gene aynıdır ama köpüklüdür işte. Tada olmasa da göze hitap eder. İlle de köpüklü olsun isteriz.. Ülkemin insanını seviyorum çünkü her acı şeyden keyif alacak bir neden buluyor. Acı kahvemin köpüğü beni teselli eden. Hani yanında nargile de fena gitmez ama oda başka bir konu.

Kahvenin kaderidir sonunda ters çevrilip falına bakmak. İnsan neden geleceğini merak eder ki? Geleceğini kendi yaratmak varken. Ama Anadolu’da yaşıyorsan merak ediyor insan. Bu topraklarda yaşamak zordur çünkü. Geleceğini yaratmak yanında ne getireceğini bilmek ister insan. Çünkü bunu yapamazsan eğer bu toprakla yutar insanı ve tükürür çanak çömlek ve birkaç taş parçası şeklinde. Hititler, Lidyalılar, Frigler, Bizanslılar, Selçuklular… Anadolu; kaç uygarlığın kaç medeniyetin mezarlığı. Bir ülkemin insanı ayakta kalmış bu mezarlıkta başı dik. Kaç acıdan kaç keyif çıkarabilmiş kimbilir. Acı kahvesinin köpüğünü sevmesi gibi. Acı çekse de sevmiş Anadolu’nun toprağını. Anadolu bu. Sevdiğine yanlış yapmamış bunca zaman. Neyse halim çıksın diye çeviririz ya kahveyi, geleceğimizi merak ederiz ya, belki dertlenmektir niyetimiz, ekmek peşinde koşuştururken verdiğimiz kısa molalarda biraz soluk almaktır. Yalan da olsa iyi şeyler duymaktır belki de tek niyetimiz. Psikolojik terapidir az da olsa. Bu yüzden psikologlar fazla iş yapamaz yada çözüm bulamaz dertlere acı bir kahve kadar.

3 vakte kadar devlet dairesine uğranılacağını ödediği elektrik ve su faturalarına değil de, hep beklediği hayırlı bir olaya yorar yurdum insanı. İki kişi hep çekiştirir telvesinde onu. Kim olduklarını bilmese de çekiştirildiğini bilmek iyi şeyler yaptığını gösterir ona. Leyleğin ağzındaki balığı bekler ya da yüklenmiş deveyi. Onların hep hayallerini getireceğine inanır… Belki bir ev belki bir araba belki müjdeli bir haber. Kimi kısmet arar acı kahvenin acı telvesindeki karanlık sularda. Acı gerçeği ya da kaçınılmaz geleceğini bilse de hep bir kurtuluş arar kahvenin telvesinde. Belki kaybolan hayallerini arar bulmak umuduyla. Demiştim ya bir doktor bir telve kadar iş yapamaz bu topraklarda.

Kim bilir kaç acı kahve yapılacak kaç sohbetin arasında. Kaç köpüklü kahvede kaç kez dertlenecek insanlar. Ama yine de keyiflenecekler. Acı sohbetlerinde gelen acı kahvelerinin köpükleri gibi.

Yazan yöneten ve oynayan:
Gökhan Altıntop

“Türk Kahvesi” için 10 Yorum yapılmış.


  1. 1 Özlem Ayalın 14 Eyl 2007 07:26:46 AM

    Ooooo Gökhan yazılarımızı yarıştıracağız dedik te beni geçeceğe benziyorsun:)Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim..

  2. 2 kırmızıyeşil 15 Eyl 2007 10:40:21 AM

    İyi bir kahve tiryakisi olarak, henüz kahvenin kırk yıl hatırı varmıdır yokmudur bilmiyorum.Ellili yaşlara geldiğimde, sanırım bunun analizini net yapabilirim.”Hadi bakalım, kahve içtiklerim görüşeceğiz” demekten başka bir şey gelmez elimden.
    Türk kahvesi denilince insanın aklına hemen “köpük” gelir.İkisi arasında ki tat bana göre farklıdır.Köpüksüzü kahve içtiğini anlamadan içer, köpüklüyü ise kahve taneciklerini hissederek içersin.Yanlış anlamayın ben köpük meraklısı değilim, öyle olsaydı cappuccino içerdim.Mesela bira, kimi köpüklü, kimi köpüksüz içer.Onda bile bir tat varsa…

    KAHVE TARİHİ

    Türk Kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Telvesi ile ikram edilen tek kahve türüdür.

    Kahvenin kökeni araştırmacılar tarafından 14. yy başlarında Güney Habeşistan’dan tüm dünyaya yayıldığı şeklinde belirtilmiştir. Bunun kaynağı da etimolojik olarak kahve ile yakın benzerlik gösteren Güney Habeşistan’daki Kaffa yöresi gösterilmektedir. [1]

    Önceleri Arap Yarımadası’nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, bu yepyeni hazırlama ve pişirme metoduyla gerçek kahve lezzetine ve eşsiz aromasına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa; uzun yıllar kahveyi, Türk kahvesi olarak bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.

    Brezilya ve Orta Amerika menşeili, arabica türü, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden harmanlanan ve tercihen kömür ateşinde ağır ağır, titizlikle kavrulan Türk Kahvesi, çok ince öğütülür. Bir cezve yardımıyla su ve isteğe göre şeker ilave edilerek pişirilir, bir fincan kahveye iki çay kaşığı kahve atılır. Küçük fincanlarla servis yapılır. İçilmeden önce telvesinin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenir. Su, sanıldığı gibi kahvenin sonunda değil; kahveyi içmeden evvel içilmektedir.

    Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir.
    Köpük, kahve ve telveden oluşur.
    Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını devam ettiren kahve türüdür.
    Birkaç dakika şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, uzun süre sıcak kalabilir.
    İnce kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahve türlerine göre daha yavaş soğur ve böylece daha uzun süren bir kahve keyfi sunar.
    Yoğun şurupsu kıvamı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder.
    Diğer kahve türlerine göre, daha kıvamlı, yumuşak ve aromatiktir.
    Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir.
    Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir.
    Kahve Falı ile geleceği anlatmak için kullanılan tek kahve türüdür.
    Eşsizdir çünkü kahvesi fincanın içindedir ancak telve olarak dibe çöktüğünden filtre edilmesine ve süzülmesine gerek kalmaz.
    Hazırlanırken şeker ilave edildiğinden diğer kahvelerde olduğu gibi sonradan tatlandırmaya gerek yoktur.
    Sağlıklıdır çünkü fincanın dibinde biriken telvesi içilmez.
    Sıklıkla içildiği halde, miktar olarak fazla olmadığından şişkinlik yapmaz.
    Diğer kahve türlerine göre, bir içimde daha az kafein içerir.
    Pişirilirken, şekeri tercihe göre ilave edildiğinden içime hazır halde sunulan tek kahve türüdür.
    Kahveden önce su içilerek, ağızda bulunan önceki tatlar arındırılarak kahve tadının eşsiz bir şekilde tatılması sağlanır

    ALINTI

    Ben kahvemi hep tek içerim, varsa bir hatrı sadece bende kalsın diye!

  3. 3 Gökhan Altintop 16 Eyl 2007 07:58:16 PM

    Kahve ile birlikte bir bardak su getirilir.
    Kahveyi içmeden yarım bardak su içilir ki ağızı temizleyip kahvenin tadına tam olarak varabilmek için.
    Kahve bittikten sonra geriye kalan yarım su içilmezse bu “kahveniz çok güzel olmuş tadı damağımda kalsın” demektir. Eğer kahveden sonra geriye kalan su içilirse “Kahveyi beğenmediğiniz bu yüzden ağzınızı temizlediğiniz” anlamına gelir.
    Bazı yörelerde kız istemeye gidildiğinde damada tuzlu ve acı biberli kahve ikram edilir. Eğer hiç sesini çıkarmadan kahveyi sonuna kadar içerse bu kıza iyi bakacağına işarettir. Fakat kahveyi o halde içmez ve bırakırsa bu kıza kötü davranacağına işarettir ki bu durumda kızı alması biraz zordur.

  4. 4 mk 17 Eyl 2007 12:57:30 AM

    Bunu ilk defa duyuyorum. Mutlaka içelim sonuna kadar kahveyi, uyardığın iyi oldu.

  5. 5 kirmiziyesil 19 Eyl 2007 05:07:41 PM

    Bizim yörelerde de eğer tuzlu kahve gelirse, erkek tarafı hemen kalkar gider.Çünkü kız tarafı “size kız mız yok” demektedir…

  6. 6 oya 10 Eki 2007 01:16:15 PM

    cok hos bir yazi..
    turk kahvesiyle ilgili bir poster hazirlayacagim eger fikirleriniz varsa ve paylasmak isterseniz sevinirim arkadaslar.tesekkurlerr

  7. 7 kirmiziyesil 17 Eki 2007 11:03:42 AM

    Aklıma ilk geleni yazayım ben.Küçücük bir kahve çekireği ortasından ikiye ayrılmış ama içi muhteşem bir saray gibi… içinde 2 kişi bol köpüklü kahve pişiriyor yada içiyor.”kırk yılınızın sarayı”gibi…

  8. 8 omey 17 Eki 2007 06:38:18 PM

    bence dünden bügüne die yaz ıkı resim koy bir eskı birde yeni =)

  9. 9 asi ve mavi 01 Kas 2007 02:59:10 PM

    Kahveyi hatrı olduğu için değil, hoşuma gittiği için içiyorum. Dostlarınız geldiğinde karşılıklı içmek değişik bir atmosfer yaratıyor kendi içimde. Çocukken siz çocuksunuz, küçükler kahve içmez derdi büyüklerimiz. Sebebi bundan mıdır bilmem de, kahve içtiğimde aklıma büyüdüm, artık kahve içme zamanım geldi de geçiyor gibi bir düşünce geliyor. Sadece gülüyorum kendime…

  10. 10 arzubodrum 27 Kas 2007 11:48:58 AM

    geçen hafta bir dizide sevdiği erkeğin ailesi tarafından istemeye gelinen genç kızın kahveyi köpüksüz yapamasının ve kameranın da köpüksüz kahvelere zoom yapmasının nedenini merak ediyorum.dizi 70-80′leri anlatıyor bu arada..bilen varsa yardımcı olursa sevinecğim…

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş