Titrek Kalemler Cennetini okurken İnternetin değil bilgisayar kelimesinin sözlüklerde bile olmadığı, Ekranımızın kağıt, klavyemizin gerçek kurşun kalemler olduğu dönemlerde yazdığım şiir denemelerini hatırladım. Tükenmez kalemler bile yeni yeni çıkıyordu ve bizde hiç tükenmeyeceklerini sanacak kadar saftık ve çoğumuzun olduğu gibi sevdiğimizi söyleyemediğimiz birilerine aşıktık. O dönemde İnsan aşık olunca birazda şair oluyordu.
Titrek yüreklerimizle yazdığımız şiirlerimizi ise, gerçek sahibi yerine yakın arkadaşlarımıza okutup, güzel yorumlar için gözlerine bakardık. Bizim antikuntimiz sınıfımızdaki bir kaç arkadaşımızdı. O dönemde yazdığım ve ben yazdığım için çok beğendiğim bir kaç şiirle ilgili yeterli alkışı alamayınca yine kendi yazdığım son şiirimin yazarını o dönemin meşhur bir şairinin ismi ile sunmuştum bizim bilirkişilere. İşte demişlerdi ” adam ne güzel yazmış” .
Sonra, o aşklar bitince şiirlerde bitti. Zaten bizim antikuntimizde yoktu aşık olmasakta yazılarımızı bekleyen. Dolayısı ile umudumuzda… Ama sizin var. Sizin ummadığınız kadar okurunuzda var.
Titrek Kalemler Cenneti’nin yazarları yakın bir gelecekte kitaplarını yayınladıklarında, özgeçmişlerine, ilk yazılarını Antikunti’de yayınladıklarını yazacaklar. Yani titrek kalemler cennetinde. Hani o eski yazarların Beyoğlunda, Aşiyanda, Babıalide bir araya geldikleri yerler gibi…
Nejat
Bugüne kadar okuduğum hiç bir yorum beni bu kadar yüreklendirmemişti.
Çok mutlu oldum…