Tebdili mekan

Uzun zamandır yazmıyorum, yazamıyorum. Bir telaştır gidiyor hayatımda. Günlük hayatımın telaşlarını her daim peşimde (peşimde mi? Beynimin tam ortasında) sürüklediğim yetmezmiş gibi bir de taşınma çıkardım başıma. Bir noktadan bir noktaya hareket ederken bile binlerce plan yapan ben ev taşıyacağım; Bak bak sen!

Kutulara doldurdum her şeyimi. Herkes (herkes kendini bilir(!)) gülse de anılarımı da bir kutuya koydum. Hayır hayır mecazi anlamda değil, anılarımı kaldırıp bir kutuya koydum. Eski günlükler, sayfaları karalanmış defterler, yarım kalmış şiirler, şimdi baktığımda benim bile üzerine bir anlam yükleyemediğim kağıtlar… Ne kadar çöpçüymüşüm çıktı iyice ortaya. On sene önce bindiğim vapurun biletini saklamış olmam beni bile şok etti doğrusu! Bir de mektuplar… Yığınlarca…

Çok zor oldu. Bir sürü anlamda. Bir yandan yeni bir şeye başlamanın heyecanı var. Bir yanda da alışkanlıklar… Ne demiş atalarımız; “Tebdili mekanda ferahlık vardır.” Ve ne demiş Sezen Aksu şarkısında atalarımıza inat; “Tebdili mekanda ferahlık yokmuş aslında. Acının yüzölçümü yeryüzünden çokmuş aslında”

Acısını henüz bilemeyeceğim ama şimdilik her şey güzel gidiyor. Telaşlarımı bir kenara bıraktım, başka birine bakar gibi bu ev içinde kendimi izliyorum. Ve bu ev içindeki kendime alışmaya çalışıyorum. Çevreyi geziyorum, yemek yapıyorum, mutfak camından bulaşık yıkarken geçen insanlara bakıyorum ve hayatımda ilk defa çiçek bakıyorum. Mutfak camına dizdiğim begonyalarıma su veriyorum, arka camdaki kopan çiçeğe üzülüyorum. Kısacası şimdilik kendi kendime evcilik oynuyorum.

Ve tüm telaşlarımdan sonra şimdi kucağımda notebook, üzerinde soğuk içiniz yazan biramı buz kıvamında yudumlarken evime bakıyorum. Bir şeylere ait olmak şart diyorum.

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

1 Cevap | “Tebdili mekan”

  1. kırmızıyeşil 21. Haz, 2007 | 11:29

    Tam “yazım var” diyecektim, bu yazıyı gördüm.O kadar benzeşmeler var ki.Yüreğinize, kaleminize sağlık.