Eminim herkesin sinirlerini bozan, “buda kim, nerden çıktı şimdi” dediğiniz birinden bahsediyor olacağım. Adını özellikle vermiyorum, zaten hepiniz anlayacaksınız…
Son günlerde bir “ben süper gazeteciyim” edasıyla çıktı karşımıza. Gazetecimi, saldırgan bir tür mü anlayamadı hiç kimsecikler. Çoğumuz daha kim olduğunu anlamaya çalışıyorken, o bir gecede gündem yaptı kendini kendince…
Kâbus gibi…
Beyaz cam diye nitelendirilen aynamızı karıncalandırması yetmiyormuş gibi birde kulaklarımızın pasını açıyor…Amerikan kültürü ile koltuğuna oturmuş kendine bakmadan; sanata, sanatçıya ahkâm kesiyor hiç haddi olmadan…
Dedim ya “AMERİKAN KÜLTÜRÜ”…
Şöyle bir geçmişe bakacak olursak, toplum olarak kimleri neleri yüceltmişiz ve bir çırpıda da yere sermişiz. Nerde aykırı gelen bir durum olsa biz onu önce alkışlıyoruz sonrada yuhalıyoruz. Sanırım toplum olarak çoğumuzun kendiyle bile başı belada Bu şekillerde tanınlar belli atmosferde, belli bir geometrinin içine sıkışıp yaşamak zorunda kalıyorlar bu yüzden. Eh! Nede olsa biz hala bir takım değerlerini kaybetmemiş bir toplumuz, hele, öyle amerikan kültürü falan sökmez bize.
Programın yapımcısı Fatih Aksoy geçenlerde konuk olduğu bir programda “jüri”nin agresif olabileceği hakkında “ gayet doğal, insan günlük yaşantısında sinirlide, mutluda olabilir. Kaldı ki; orda bütün gözler sizin üzerinizde bu nedenle de sinirli, stresli olmanız doğal “dedi.
Şimdi Fatih Aksoy” a soruyorum…
1-Milyonların önüne geçip herhangi bir umuda, tecrübeye ve yeteneğe yorum yapabilecek “jüri” adında karşımıza çıkarttığınız bu kişi psikolojik olarak sorunluysa bu işi yapamıyor demektir. Bunun adı “jüri” olmamalı. Aksi takdirde bu” jüri” dediğiniz kişi devamlı bunu yapıyorsa onu seyreden milyonlara saygısı yok demektir. Siz de reyting uğruna bunu kabulleniyorsanız sizinde mi bizlere saygınız yok?
2-Şimdi bir düşünün; gelin ya da damatsınız, milyon değil birkaç yüz kişinin gözü önündesiniz hem de arada cam yok… Damat ya da gelin olsanız ortalık savaş alanına mı dönecek yani?
Şimdide adını vermediğim ama artık hepinizin kim olduğundan emin olduğu, süper gazeteciye soruyorum…
Düne kadar tanınmıyordunuz, şöyle bakıyorum iki kelimeyi bir araya da getirmekte zorlanıyorsunuz, peki bu koltuğa oturmanızı ve bizlere haykırışınızı kimlere nelere borçluyuz?
Keşke eserlerinizle tanımış olsaydık sizi…
Arzu Candevir Çakır
Şimdi ben burada bahse konu olan “Süper gazeteciyi” konu bile etmek istemem, çünkü reklamın iyisi yada kötüsü olmaz.Yinede duramayacağım…
Yahu siz geçen sezon bir estiniz gürlediniz, bu sezon bizi bundan mahrum bırakmayın lütfen!…Ne yapabileceğinizi düşünüyorsunuz? Yapmayın ama unuttuk sizi, çünkü yazılarınızı okuyamıyoruz çok sessiz…(!) Elimizde terlik bekliyoruz televizyon ekranından fırlayacağınız günleri…