Şişli Etfal’de 5 Gün
Bir ara her gün öğrendiklerimle ilgili not tutuyordum. Öğrendiğim şeyler ceviz kabuğunun içini doldursun doldurmasın yazıyordum. Bugünki konumuz kuduz, paylaşayım dedim. Yarın öbürgün beklemediğiniz bir anda gelir sırnaşık bir hayvancık, seversiniz filan, oyun oynarken tırmalar, başınıza gelmeyen kalmaz…
Yaz akşamına yakışan günlerden biri. Oturmuşuz meyhanenin kapının önüne attığı masalara, rakımızı içiyoruz. Oradan buradan konuşurken eteğimin fırfırlarında bir hareket hissediyorum, eğilmemle bir çift gözle karşılaşıyorum. Kedileri sever miyim evet, sırnaşır mıyım hayır, beni tırmaladı mı evet! Nasıl oldu anlamadan gayet güzel tepeme çıkmaya çalışırken bir anda parmağımı kaptırdım. Küçük bir çizik, ciddiye alınacak bir durum değil. Kedi kıçını görmüş yara olmuş durumuna düşmüyorum, kıçıma (parmağıma) hiç bakmıyorum.
Haftasonu geçiyor, Pazartesi’ye yakışan sıkıcı günlerden birini yaşıyoruz. Oradan buradan konuşurken kedinin beni tırmaladığından bahsediyorum. Herkes ağız birliği etmişcesine kuduz aşısından bahsediyor, soğukkanlılığımı hala koruyorum, ta ki google’ın kuduz kelimesine gösterdiklerini görene kadar. Çantamı kaptığım gibi hastaneye gidiyorum. Önce Şişli Etfal’e gidiyoruz, inanılmaz bir kalabalık ve kimse ilgilenmiyor. Florence Nightingale’de şansımızı denemeye karar veriyoruz. Acildeki doktor hemen aşı olmam gerektiğini ancak kuduz aşısının sadece devlet hastanelerinde yapıldığını söylüyor. (Maksat takip etmek) Taksim İlkyardım’a gidebileceğimizi belirtiyor. Taksim’e gidiyoruz, acil servisteki doktor bizi başından savmak için hiç alakası olmayan bir servise –ortopediye- gönderiyor, hastane içindeki 40 dakikalık turumuz böylece başlamış oluyor. Sekreterler, hemşireler, doktorlar bizi oradan oraya gönderiyorlar, sonunda bir sekreter bize Taksim İlkyardım’da aşı yapılmadığını söylüyor. Bu kez tekrar ilk durağımız olan Şişli Etfal’e gidiyoruz, sinir had safhada, acil servisi birbirine katıp Enfeksiyon bölümüne gönderiliyorum.
Enfeksiyon denince sizin aklınıza ne geliyor bilmiyorum, ama adı üzerinde gidip enfeksiyon kapmak için ideal bir adres. Sağlıklı gidip hasta dönmek işten değil. Hatta hemşire de bu tezi doğrularcasına bu sarılıklı hastalarla aynı havayı soluyoruz gördünüz mü gibi gerilim tadında konuşmalar yapıyor. Bizi iki kişi içeri alıyorlar. Çünkü yanımdaki çocuğu da köpek ısırmış, böylece aynı dertten muzdarip olarak zaman kaybı yapmamıza gerek yok. Doktor epey zaman önce ölmüş bir insan, ayaklarını sürüyerek yürüyor, içimden kuduzsam herkesi ısırayım da rahatlayayım diye geçiriyorum bir an, itiraf etmem lazım.
Odanın tavanında ne olduğunu tam göremediğim büyük bir delik var. Doktorun o delikten iple inip, aynı iple geri kaçtığını tahmin ediyorum. Ya da gerçekten ölmüş, buradan bağladıkları iplerle doktoru oynatıyorlar. Doktorun önünde daktilonun bir adım ötesinde bir bilgisayar var ve üzerinde büyük harflerle “Yangında ilk kurtarılacak” yazıyor. Bilgisayarın her şeyden çok o yangına ihtiyacı var halbuki. Yansam da kurtulsam tadında öylece duruyor.
Doktor bizim şikayetlerimizi dinliyor, ya da biz öyle olduğunu umuyoruz. Bana kediyi 10 gün boyunca takip etme görevi veriliyor, kedi her gün aynı meyhaneye gelir mi dememe kalmıyor, odadan çıkmak zorunda kalıyorum. Bundan sonra zorlu bir süreç başlıyor, meyhanede kedi arıyorum milletin bacakları arasında ama benim asabi kediden eser yok. Bu arada Nevizade’de ayyaş bir kedinin yaşadığını da öğrenmiş oluyorum. Kediyi bulamayarak altıncı günde kuduz aşısına başlıyorum. (Hain kedi çıktı sonradan tabii, kimbilir ben aşı olurken nerelerde sürttü) Bu beş kez Şişli Etfal turu yapmam demek ve aynı zamanda aklımın almayacağı şeyler yaşamam….
Kuduz aşılarım bitti, kuduz olma ihtimalimin neredeyse hiç olmadığını söyleyen doktoru bir daha bir yerde görmek kısmet olmadı. Sürekli değişik doktorların yanından geçip sürekli farklı hemşirelerin beni delik deşik etmesini izledim 5 gün boyunca. Hatta çok bunaldığım günlerde elimdeki kuduz aşısı kartını sallayarak kendime kalabalığın içinde boş alan yaratmayı bile başardım. (Bir süre sonra hastanede hayatta kalmanın sırlarını çözüyorsunuz.)
Kıssadan hisse; dünya nasıl dönüyor görmek isterseniz bir hastanede (Özellikle Şişli Etfal’de) 5 gün boyunca yarımşar saat takılmanızı öneririm. Dünya oradan çok daha farklı gözüküyor, bana inanın. İnanmazsanız ne olur, en fazla ısırırım!
(Kuduz değilim yahu, bundan daha fazla da kuduracak değilim, bana sevgiyle (!) günlerce su gösteren biriciğime duyurulur)


03. Eyl, 2007 






merak etme cubur hiç kimsenin vucudu bizim minik Pelinin oldugu kadar kedi tırmıklarıyla çizilmiş değildir.yaşıtları bebeklerle evcilik oynarken o kedileri kucagında bebeği gibi taşıyıp kedileri resmen hamur yapıyor:)ve her tarafı tırmık içinde olsada gayet saglıklı
bide sisli etfalde calısanların halini düsünün günde Allah bilir kac hasta kac soru soruyor.Bir yeri sormak için danısma yerine tüm gün servisinden cıkmayan calısanlara yöneliyorlar cevap vermezlersede küfürü yiyorlar
ben tarih 29.10 tqrihinde her zaman olduğu gibi 11.30 da babamın diyaliz günüydü barkotumuzu içeriye verdik hemşire hanıma sorduk kaçta alınır diye dediği şey 1 saat sonra tamam normaldir tam iki buçuk saat geçti en sonunda hemşire hanıma çıktım ne zaman alınacak hastamız yazığtır zaten hasta saatlerce bu sandelyenin üstünde oturuyor bari belirli bir saat söyleyin ona göre gelelim eyer çok açil değilse sıra yoksa eve gidelim nefroloşi dördüncü katta sevda hemşire bana ne hastanız ölsün çıkın dışarıya size bir cevap vermek sorunda değilim bende biraz sinirlendim hastamı aldım diyalize koymadan eve götürdüm bu onun işi eyer yapamıyorsa yapmasın orada hastalara bağırmalar sadece bir hemşirenin bu kadar hakaret etme hakına saip kılınıyorsa diyeceğim yok.bunun olmaması lazım gerekenin yetkili mercilerde yapılması hususunun arz ederim
Canım Şişli Etfal’de 1 ayda 3 kere yatmak zorunda kaldım, enfeksiyon kaptım, onların suçu ama ilgi alaka o kadar çoktu ki suçlamaya çekindim. Paris’te tatil yapmış kadar keyifli geçti günlerim. Acil normaldir, her gün kalabalık, hangi birine yetişsinler? Doktorların ve hemşirelerin allah yardımcıları olsun, onlar da gülen yüzlere hasret kalıyorlar, sürekli sıkıntılı insanlarla uğraşmak kolay değil bence…
evet şişli etfal ben orda aşkımı kaybettim siz günlerden bahsediyorsunuz…işte o kalabalığın içinde kayboldu yaşanmışlığım.
başarılarınızı büyük bir dikkatle takip etmekteyim…
çok güzel ilgileniyorlar