Salon erkeğinden uzak ama gerçek bir James Bond

James Bond

James Bond serisinin son filmi, aslında maceranın başlangıcını anlatan Casino Royale Cuma günü ülkemizde de vizyona girdi. Hayranlarının merakla beklediği, Hollywood’un unutulmaz kahramanları arasına giren James Bond’un da sarışın olmasının nasıl gözükeceğini hep birlikte görmüş olduk. Yurtiçinde ve yurtdışında filmle ilgili ağırlıklı olarak olumlu eleştiriler yapılırken izleyiciler sarışın ajan konusunda ikiye bölündüler bile. Bizim köşe yazarlarımızın da bu konudaki fikirleri yavaş yavaş sütunlarında yer bulmaya başladı.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Casino Royale aksiyona doyacağınız, pek çok sahnesini heyecanla ve merakla izleyeceğiniz bir yapım. Filmin tüm heyecanına ve yüksek temposuna rağmen biraz uzun tutulduğunu farketmemek mümkün değil, sıkılmıyorsunuz ancak biraz daha kısaltabilirmiş demekten kendinizi alamıyorsunuz.

“Film güzel ama gözlerim her karede Pierce Brosnan’ı ya da eskilere gittiğimizde Sean Connery’ı aradı” diyenlere inat ben Daniel Craig’i çok beğendim. Daniel Craig’in fiziksel özelliklerindeki artılar, senaryo gereği Bond karakterlerinde daha önce çok fazla karşılaşmadığımız insani özelliklerin bu kadar ön plana çıkmasıyla birlikte başka bir tat sunuyor izleyiciye. James Bond’un kızı Eva Green hayranlık uyandıracak kaadr güzel ve alımlı. (Ben kendisinde bir parça Pelin Batu havası sezdim, benimle aynı düşünceyi paylaşan var mıdır acaba?) Filmin kötü adamı rolünde Mads Mikkelsen fazlasıyla göz doldururken, “Tomorrow Never Dies” ve “Die Another Day” filmlerinden de alışkın olduğumuz Judi Dench’e zaten söyleyecek fazla lafımız yok.

Daniel Craig’in canlandırdığı Bond kıyafetleri ve tavırlarıyla salon erkeği kavramından biraz uzak, biraz daha sokaklardan gelen bir kahramanı canlandırıyor. Ama yine de bu James Bond’u izlerken gerçek bulmadığınız, yadırgadığınız sahnelere neden olmuyor. Hem biliyorsunuz yurt dışında pek çok eleştirmen Craig’in Sean Connery’den sonra en iyi Bond olduğu konusunda hem fikir.

Filmin bir diğer öne çıkan yanı ise her sahnesinde ortaya dökülen büyük paraları size hissettiriyor olması. Yine parçalanan arabalar içinizi acıtacak, Bond’un kullandığı notebook Sony Vaio gözlerinizin önünden akıp gidecek, cep telefonlarında Sony Ericcson dikkatinizi çekecek, Bond’un gösterişli saati konusunda Rolex ve Omega tahminleri havada uçacak, Smirnoff votka ile Bond’un gerçek içkisi keşfedilecek. Vs vs…

Neticede film gidip görülmeyi hakeden bir yapım. Gidin, görün!

“Salon erkeğinden uzak ama gerçek bir James Bond” için 1 Yorum yapılmış.


  1. 1 kenan çimşir 09 May 2007 06:35:01 PM

    gerçektende bu yoruma katılıyorum çok harika bir bond filmi bence biran önce seyredin ve mahrum kalmayın…

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş