Saklambaç Oynayan Kaleye Mum Diksin…

Saklambaç Oynayan Kaleye Mum Diksin...

Çocukken de sevmezdim, hala da sevmem. Birileri saklanır, birileri bulmaya çalışır. Birileri ebelikten hiç kurtulamaz, çünkü hep kara kedi şike unsurudur. En azından ben hep böyle düşünürdüm ebeyken. Nasıl olurdu da her turda kara kedi olan parmağı seçerdim bilinmez. Demek bana ilk öğrreten bu oyunmuş; insanlara güvenmemek gerektiğini. Yine anlamamışım. Ancak, dedim ya sevmezdim. Belki de bu yüzden. Kimsenin yüzüne “sen yalancısın, yuh artık her seferinde kara kediyi seçmek şanssızlık olamaz yalnızca” diyemeyişimden…

Ebe değilsem de hiç parmak seçtiremezdim ebeye. Çünkü ebe zaten yeterince yavaş koşar diğer bir çok kişiden.
Yine çıktı saklambaç oynamak isteyip de beni de zorla oyuna dahil edenler. Kaleye mum dikmeyi ne kadar istemediysem ben, çekiştire çekiştire, duygusal baskı uygulaya uygulaya, oynamazssam dışlaya dışlaya; işaret parmağımı tutup diktiler bir mummuşçasına kaleye.

Sonunda ne oldu, yine ebe ben oldum, yine kara kedi başımda kara bulut gibi, gitmiyor, bitmiyor, yitmiyor. Bu insanlar da ne meraklıymış saklambaç oynamaya.

Sürekli tetikte olarak kendimi boğuyorum. Birini yakalasam şaşkınlıktan sobeleyemiyorum. Ben sobeleyemezken herkes duvara koşuyor. Ben yine saymaya başlıyorum…1.2.3.4.5..18.19.20…48.49.50. Önüm, arkam, sağım, solum sobe…saklanmayan ebe !”
Sevmiyorum ben bu oyunu, lastik atlamak daha zevkli…Ne ebe var ne duvar… “En sevdiğim oyun Almanlar.. ” Haydi şimdi bas çık..bas bas çık…bas bas bas çık..

Sahi, kaleye mum dikme ne demek?

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

1 Cevap | “Saklambaç Oynayan Kaleye Mum Diksin…”

  1. yahu bana da onu “elime” (kaleye değil) diye öğretmişlerdi, öyle hatırlıyorum…