Rock’n Coke Notları

Rock

Binlerce müziksever ve bir o kadar da atraksiyon insanı için heyecanla beklenen Rock’n Coke Festivali geldiği gibi geçti. Şimdi ayık olduğum zamanlarda edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşıcam.

Müzik tarafını şimdilik kenara koyarsak diyebiliriz ki Coca Cola bizle iyi kafa buldu. Yağmuru da kola mı yağdırdı bre mendebur diyebilirsiniz. Meteoroloji önceden haber vermiş, bu yağmur yağacak. İnsan önlem almaz mı? Evet, önlem almışlar. Ben sezmiştim zaten girişte. O samanlar ne işe yarayacak diye benim gibi merakta kalanlara yanıt çabuk geldi. Onlar meğer yağmur önlemiymiş. Yağmurun başlamasıyla yere serpiştirilen samanlar sayesinde çamurlu ayaklarımızla, inek sağmaktan gelen sütçü kız havasına bürünüverdik. Giriş ve kart kuyruğundan, tuvalet pisliğinden, çamurdan alanın domuz çiftliğine dönmesinden, o kadar kötü biranın bu kadar pahalı olmasından vs. bahsetmicem. Ama tuvalet pisliğinin organizasyonla hiç bir ilgisi bulunmadığını, tamamen 0-6 yaş arası döneminde tuvalet eğitimi almamış gençlerden kaynaklandığını belirteyim. Ya da herkes akrobat olmuş, değişik pozisyonlarda boşaltım teknikleri denemiş, anlamadım ben.

Kamp alanı biletleri haftalar önceden tükenmişti. Ziyanı yok, çünkü çamur ve soğuk yüzünden çadırda kalmak eziyet olmuştur zannımca. Ama tükenen kombine biletler nedeniyle, bir an için gözü kararıp, Cure’u dinleyemeyeceğini düşündükçe tansiyonu yükselen ve sonunda karaborsaya düşüp, 150-200 milyona bilet alan dinleyicilere kötü bir haberim var. İçeriye her çeşit keyif verici maddelerin ”kolaylıkla” sokulduğuna şahit olduğum festivale, bileti olmayan ”koca” arkadaşlar bile rahatlıkla sokuluyormuş. İçerideki paylaşmacı insanlardan bileklik edinip festivale girenler kadar, kalabalık arasından biletsiz-bilekliksiz sürüklenip kendini bir anda içerde bulan insanlara da tanık oldum. Geçmiş olsun.

Yazının uzunca girişinden ne beter bir festival olmuş sonucuna ulaşmaya çalışmayın. Bu kadarı kadı kızında da olur. Grupları izlerken ne kuyruk, ne yağmur ne de başka bir şey bizim mutluluğumuza engel olabilir miydi? Olamadı tabi.

Oraya The Cure dinlemeye ve Robert Smith’i kanlı canlı görmeye gitmiş biri olarak, Korn’un sahnesine hayran kalıp geldim. İlk gün Ana sahnede Rashit, Burn sahnesinde Murat Beşer pikap başındayken ben kuyruktaydım. Rashit’in Hannin Elias’la birlikte sergileyeceği performansı çok merak etsem de, kuyruk engelini aşıp içeri girebilseydim Murat Beşer’i dinlemeyi tercih edecektim. Öğrendiğim kadarıyla alternatif sahnede en iyi set’lerden birine sahipmiş ve Rock’n Coke ‘ta duyulabilecek en anarşist sesi kaçırmışım. Ama 1950′li yılların öğretmen kıyafetleriyle sahne alan Angie Reed’e yetişebildim. Reed, iyi ki Pamela yerine bunu dinlemişim dedirtecek kadar iyiydi. Jestleri, mimikleri ve dinleyicileri kontrolüyle Burn sahnesine hakimdi. Hemen ardından ana sahnede çıkan Ceza ise, damgalı bileklikli metalci çocukları orta parmaklarıyla birlikte eve göndererek bizleri eğlendirdi. İstanbul Hatırası’nda yer alan Holocaust parçası izleyicinin coştuğu anlardan biriydi.

Kısa kısa festival notlarına değineyim hemen yazı çok uzamadan. Korn fanları daha sahnede Skin varken en önlerde yerini aldı. Ana sahnenin en kalabalık olduğu an Korn konseriydi. Bakalım kimi cover’layacaklar diye düşünürken, Pink Floy’dan The Wall’ı seçmeleri gözlerimi yaşartan bir hareket oldu. Tabi bu parça sırasında başlayan yağmur geceye ayrı bir mana kattı. Beklenen grup The Cure sahne aldığında ise Korn’daki kalabalık yoktu. Sürekli yeni parçalarından çalmaları ve dinleyicinin çoğunun bu parçalardan bir haber olması kimine sıkıcı gelse de Friday I’m In Love’ı söylediler ya daha ne olsun. Yoğun ısrarlar sonucu 5 kez bis yaptılar ama aynı yoğun ısrarlara karşı Lovesong’u söylememekte direttiler. Robert Smith’in dinleyiciyle diyalogu yokmuş diye şikayetler duydum. Olur o kadar, onun diyalogu yaptığı müziğidir der, savunmada yerimi alırım.

Ertesi günün benim için en mühim grubu Replikas’tı. Çocukları bir kez daha coşkuyla izledim. Gece Kadar Rahatsız Etmiyor’la açılışı yapıp, Seyyah’a da yer verdiler. Dağıttıkları düdüklerle dinleyiciyi de orkestralarına dahil ettiler. Hatta benim Na Na dediğim ama büyük ihtimalle ismi Na Na olmayan parçayı sahneye çağırdıkları dinleyicilere söylettiler. Apocalyptica sahne aldığında Metallica dinlemiş kadar olduk. Sözsüz parçalara dinleyicileri kilitlemeyi başardılar. Bu da en iyi performanslardan biriydi. Yol uzun hayat kısa mantığıyla Offspring’i dinleyemedim. Ama duydum ki gelişim çağımızın bu vazgeçilmez grubu izleyicileri coşturmuş, almış lise yıllarına geri götürmüş.

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

16 Cevaplar | “Rock’n Coke Notları”

  1. Bu uslubu seviyorum bu kadar acık net ve sert devam et takipteyissss

  2. bir iki gündür, festival ile ilgili yazılanları okuyorum “sağ”da “sol”da… ancak bütün samimiyetim söyliyeyim bu okuduğum en iyi yorumlardan bir tanesi.

    birincisi olabildiğince objektif geldi bana. ne de olsa, böyle bir festivalde, coca-cola gibi karşı durulması gereken bir kültürün parçasına alet olmamak elde değildi…

    ancak yine de cure’u, korn’u, offspring’i de bir görelim diye gelen bir kalabalık vardı aslında. bilinçli bir izleyicisi yok çünkü bu grupların, olamaz da…

    sabah reggie çalan, sonra rockçı olan, ondan sonra clubber olan, ilerleyen saatler goa-trance modunda bir toplam vardı mesela… ama ilginç olanı bu toplamı oluşturan insanlar hep aynı bireylerdi (bkz. burn stage)…

    açıkçası, yağmurun azizliği de büyük paya sahip olsa da, hiç eğlenemedik. aslında eğlenmeyeceğimizi de biliyorduk.

    Böylece “Alternatif Kamp Planı” yaptık ve uyguladık:

    Cumartesi, sabah kalkılır, saat 18 e kadar yatılır. Meteoroloji takip edilir, son dakika koşulup gidilir, basın kartları ile hızlıca içeri girilir, basın bölümünde 10-15 bira içilir. sonra cnn türk ve kanal d için tanıtım metinleri yazılır.

    ana sahneye gidilir, korn ve cure dinlenir ama performansları beğenilmez,… sonra gece 1 gibi busbus a gidilir. yatılır, uyunur…

    pazar kalkılır, yağmurla beraber önce durusu göletine kaçılır. sonra kıyıköy e gidilir. denize girilir. balık yenir, kafalar arındırılır.

    akşama doğru, geri dönülür. atmosfere bakılır ve istanbul a geri dönülür…

    “olgunlaştıkça ve hamlaştıkça seçicilik artıyor galiba…”

  3. rockncoke websitesindeki grafikler çok başarılı, ama mekanın kendisi doğal olarak sorunluydu…
    Apocalyptica ve Korn sahne performansları aklımda kalan yaşanası lezzetledi…
    tuvalet sorunu vs. için bu sene geçti ama artık seneye kadar eğitim seferberliği başlatılıp ;) singapur’a öğrenci değişim programları ayarlanabilir, zira dünyada ilk tuvalet eğitim okulu açılmış…
    linkten detay edinilebilir ;)

  4. Valla her cümlesiyle haklı bi açıklama yazısı olmuş. Doğru söze ne denirin mislisi olarak “Çok doğru söze susmak düşer” diyerek kırmızıkuzu’yu ayakta tapşinliyorum…

  5. merve demir 07. Eyl, 2005 | 16:45

    rock’n coke’ta dönmeyen mevzunun kalmadığını hepimiz biliyoruz elbette. bileklikler el değiştirdi, bir nevi uyuşturucular içeri sokuldu ve kullanıldı ve daha neler neler… tuvaletler üzerine makale yazmaya değecek cinstendi… fotoğraflamaya değer bir tuvalet kabiniyle karşılaştım hatta festival alanında. ama unutmak istediğimden ve midemi düşündüğümden olsa gerek elim gitmedi makineye…

    böyle bir rock’n coke yorumu olamazdı herhalde. her şey son derece doğru ve abartısız anlatılmış ve yorum yapacak olanlara söyleyecek söz kalmamış.

    Sokak dilini bu kadar iyi kullanmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum…
    (antikunti.com’u yeni keşfettim ve ilk okuduğum yazı buydu. yorumsuz geçemezdim) :cool:

  6. bir – iki konuda ek…

    içeride bilekliklerin el değiştirmesine, bardan belli insanlara beleş içki dağıtılmasına, esrar, ex, gibi artık her sokak başında satılan uyuşturucuların sokulmasına tamamıyla bilinçli bir şekilde gözyumuldu.

    bunun iki sebebi vardı;

    birincisi; bunların olacağı zaten belliydi. 50.000 kişide bunu kontrol etmek çok zordur. orada 2 kişiyi yakalayıp dışarıya atmak bir çözüm değildir. çünkü zaten coca-cola ve festival karşıtı birçok medya ve basın mensubu bir malzeme olarak bunu beklemekteydi. yani arama noktalarında, bekleyen basın görevlileri de bunun peşindeydi. ondan dolayı hiçbirimiz aslında aranmadık!

    ikincisi, bu tarz festivale gelen insan konsepti az-çok bellidir. bu tarz ortamlar, esrar kullanan kesime çok hitap etmez. Ama gelenler yinede, bira yerine esrar içmeyi tercih ederler.

    Bir de sentetikçiler vardır. nerede konsept var, oraya koşarlar. aldıkları maddenin etkisiyle, herşey onlara zaten hoş gelir, sefa getirir. onlar bu ortamları severler. zaten olayın sosyal boyutundan da uzaklaşmışlardır. her birine birer ipod verip, 50.000 tanesini yan yana koyup, 50.000 farklı tarzda müzik dinletsek de, onlar yine onlardır, onlar 50.000 tanedir :)

    yani çok irdelememek lazım, bunlar çok eleştirilcek, çok yorumlanacak. bize böyle dayatılan bir club kültürü varsa, onun mezesi de nasıl olsa akacak…

    siz bi de bu haftasonu pepsi fest’i görün… ya da vaktiniz olursa bir kere venue de ki partilere gidin… oranın tuvaletleri temizdir ama ;)

  7. bende yazsam heralde aynı duyguları copy paste yapardım.. ;) şarkının da lalalalaaaa yerine nanananaaa olduunu sööleyerek eğelendirmenin dışında silgilendiren de bi yazı oluduu için huşuu doldum.. saygılarr.. na naa naa naaaanaaaaaaaa ;)
    biraz daha cesaret kırmızıkuzucum konserlerinde atarız kendimizi sahneye 500 bin kişinin önünde :)

  8. Güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. :cool:

  9. asuman akgül 07. Eyl, 2005 | 19:14

    Seni bir süredir takip ediyorum ve yazılarını hem çok eğlenceli hemde bilgilendirici buluyorum.Tuvalet mevzuundan da duyarlı bi insan olduğunu anlıyoruz.Özellikle sütçü kız benzetmesi on numara :) ) Takipteyiz…

  10. emre erkaplan 07. Eyl, 2005 | 19:17

    diyeceğiz ki bir gün: “eyyyy gidi eskiden müzik vardı ruh vardı şimdi festivaller bile tek tip robot yaratmak için programlanmış halde ama allahtan onları güzel anlatan yazarlarımız var” e güzellik kaybolmaz yer değiştirir

  11. rock’n coke’a giden şanslı(0-6 yaş aralığında tualet eğitimi aldığımdan değil) gençlerden birisiyim. Belki de şöyle demeliyim. rock’n coke’a giden şanslı 3 gençten birisiyim:
    maNga’dan imzalı baget,
    the offspring’in solisti Dextil’den, Apocalyptica’nın iki elemanından, Şebnem Ferah, Ceza, Pamela, Replikas’tan imza aldım.
    Şebo, Pamela ve CEza’yla da resim çektirdim çok güzeldi!!! Dextil’den imza alan ikinci kişi kendini paralayıp sahen arkasına geçen bir kız, imzalı rock’n coke broşürümü 999$ satıyorum ;-P

  12. Yorumun harikaydı doğrusu. Bu kadar iyi betimlemelerin sayesinde festivale gidemediğim için hissettiğim üzüntü bir kat daha arttı (: Ama olsun, gitmiş kadar oldum ve hatta gitseydim tuvalete bile girmezdim (:

  13. serdarkaradeniz 24. Eki, 2005 | 15:36

    :oops: :mad::mad::mrgreen:

  14. Rock’n Coke Notları bi tarafa ben şiselerde cıkan 1 lt relik hediyeyyi alamıyorum. Niyemi Süper market afradan aliş veriş ettiğim için. Biz vermiyoruz diyorlar.Konya afra öğretmen evleri şubesi..diğer istegim bakkalar marketlerden bizden almmamışsın biz veremeyiz diyorlar. Ne edcez simdi usta heee
    rocke coce usdad…Valla olmaz böle bida içmem bu zıkkımı hayatimda ilk defa beleş cola içecem onuda vermiyorlar al işte şimdi açtıgımada çıktı len şansım açıldı valla iki kapak oldu elimde ben bunları nerden alacam konyada ana bayinin yeri çok uzak….

  15. Arkadaşlar selam, 2005 Rock’n Coke’ a bende gitmiştim. Bu senede gittim. Fazlasıylada eğlendim. Uyuşturucuymuş, pis tuvaletlermiş bunlar abartı bence. Birkaç kişiyi görüp bunları sanki Rock’n Coke’ un tamamı öyleymiş gibi görmeye başlıyoruz. Aslında bunda abartmaya meraklı medyanında etkisi oluyor. Rockçılar olarak biz yapmayalım bari biz yapmayalım böyle şeyler. Bu kendi kendimizede hakaret oluyor. Çünkü diğer festivallerde olduğu gibi Rock’n Coke’ a da esrar, kokain vb sokmak isteyenler vardı. Ama Rock’n Cokeda bunu engellemek için Yaklaşık 400 kişilik jandarmayla özel güvenlikde çalışıyordu. Yakalananlarında içeri girenler değil giremeyenlerdi.
    Mehmet Altan ve Gülay Erdemli’ nin bu konuda köşe yazılarıda var isteyen okuyabilir. http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=28164 ve http://www.habersutun.com/author_article_detail.php?id=933