1- Kimseye mutlu olduğunuzu söylemeyin, insanlar negatif enerjilerini söz konusu mutluluğunuzu yok etmek adına bolca size vereceklerdir.
2- Birinci maddeyi başaramadığınız durumlarda derhal kendinize uydurma bir “bunalım” yaratın ve mümkün olan en yüksek sesinizle önünüze gelen herkese “uydurma bunalım”ınızı haykırın.
3- Anti depresan kullanmayacağım diye inat etmeyin. Bazı insanların beyni çalışırken mutluluk üretebilir ama birinci ve ikinci maddede belirtildiği üzere başka bazı insanlar bu durumdan hiç de hoşnut olmayabilir… Alın ilacınızı, nötr nötr yaşayın… Boğazınıza dayanmış sorunlarla birlikte sizi göklere uçuran mutluluklarınız da derhal hayatınızdan çıkacaktır.
4- İyi yemek yapıyorsanız, iyi sofra kurmanız, iyi bulaşık yıkamanız, iyi malzeme seçmeniz, iyi çöp atmanız ve iyi “Hadisenize ulan yemek soğuyor!” demeniz gerekmektedir. Aynı zamanda bundan böyle birinci göreviniz “İnsanların beslenmesi için elinizden gelen en iyi hareket planını yapmak” olacaktır. Zira bilim her ne kadar aksini iddia etse de, aslında gerçek hayatta yalnızca bir başlığı “çok iyi” yapıyor olmanız yeterli değildir, kimseyi memnun edemezsiniz. O madde ile uzaktan yakından alakalı her konuda “çok iyi” olmanız gerekmektedir, yoksa kalbiniz kırılır… Tüm bunların sebebi de doğuştan bünyemizde var olan “istedikçe daha çok isteme” güdümüzdür. Etrafımızda bir işi iyi yapanını bulduk mu, her işi iyi yapmasını bekler, ona hayatı zından etmek için var gücümüzle uğraşırız. Böyle iğrenç mahlukatlar olduğumuzu da asla kabul etmeyiz.
5- Herhangi birinin yanında ağlamayın. Ne de olsa ağlamak, sızlanmak, dert boşaltmak, zehir atmak asla sizin hakkınız değildir. Bütün bunları karşınızdakiler size yapabilir, her konuda sizden fikir bekleyip mantıklı çözümler üreterek bunları uygulamaları için harekete geçmelerini sağlamanızı beklerler. Ama konu sizinle ilgili olduğunda bunun tek sorumlusu yine sizsiniz… Ne de olsa her koyun kendi bacağından asılır ama sadece konu siz olduğunuzda…
6- Yalnızlıktan korkmayın… Çünlü ölene kadar yalnızsınız! Neşeli olduğunuzda yalnızsınız, çünkü başkaları o esnada dünyayı kurtarmakla uğraşıyor, sakın onlara bulaşıp da şebeklik yapmayın. Üzüldüğünüzde de yalnızsınız, çünkü başkaları “kırk yılda bir” hayattan zevk alırken sizin geçici sızlanmalarınız ile onların keyfini bozmaya hakkınız yok! Hele ki kahkaha atarken hepten yalnızsınız, baksanıza insanlar konsantre olmuş deli gibi iş yaparken siz o gereksiz haykırışınızla etrafı nasıl da rahatsız ediyorsunuz! Ancak bazı konularda yorum yaparken yalnız değilsiniz, yorumunuz onu duyan herkesin işine geliyorsa…
7- Değişiklik yapmaya kalkmayın, birkaç madde önce her konuda kendi bacağından asılı olan siz, hayatınızda iyileştirmeler yapmak üzere yola çıkmaya niyetlendiğinizde aslında pek de önemli konuların pek de önemli noktalarında yer alan kocaman kocaman halkalarsınız. Mazallah siz oradan çekilirseniz bütün düzen bozulur ve siz bu sefer herkesi yalnız bırakmak suçundan “bencil” hükmünü giyersiniz.
8- Mümkünse kendinizi düşünmeyin, kendinize vakit falan ayırmayın. Mesela her sabah yüz yıkamak, diş fırçalamak, saç taramak, göz kalemi ve parfüm sürmek hayatınızdan hergün taaamm 20 dakika çalıyor, deli misiniz? Onun yerine asli göreviniz olan o çok iyi olduğunuz ve beraberinde çok iyi olmak zorunda olduğunuz konular hakkındaki sorumluluklarınızı yerine getirsenize yahu! (bkz. Madde 4)
9- Birisi ile yüz yüze konuşmayın. Her ne kadar insanlar açık sözlü olmanızı isteseler de, yüzlerine söylenen gerçekleri hazmedemediklerinde sandalye fırlatmak, duvar yumruklamak veya ağzına geleni saymak gibi bir takım “normal” tepkiler vereceklerdir. Ayni (!) sizin birisi sizi eleştirdiğinde hatayı kendinizde arayip, oturup düşünmeye başlamanız gibi… İkiyüzlü olun, dertlerinizi gizleyip, dünyaya toz pembe bakın ki, bir daha asla tartışma konusu olmayın. İnsanları gerçeklerle rahatsız etmeyin.
10- Ve son. Haddinizi bilin ki insanlar sizi 10 maddelik pratik kurallar haline dönüştürüp bir perşembe sabahı sanal alemde afişe etmesin!
Princess
arkadaş iyi yazmış güzel yazmış gerçek hayatta da severiz kendisini, kedisini de, kedisi de bizi neyse. Şimdi ben burdan kendisine bi çift laf edecem. Şimdi arkadaşım iyi yazmışsın hoş yazmışsın da çok uzun okunmaz bu… teşekkür ederim.
çok güzel