aynı sözcüklere değişik anlamlar yükleyip,
değişikliklerimize uzak kaldığımız günden beri
yitik bir anıyı sürüklüyoruz peşimizde
arkasına konserve kutuları bağlanmış bir araba gibiyiz
o kadar çok dönüp bakıyoruz ki içimizdeki bize
kendi gürültümüzden duymuyoruz hiç bir şeyi
belirtemediğimiz acılara
vazgeçtiğimiz fiillere
öznesi olmayı kabullenemediğimiz cümlelere
bir nokta koymak yerine
bir virgül ile geçiştiriyoruz
ve ben;
yaptığın ve yapmadığın her şey için
içimdeki ünlemleri konuşturuyorum sessizce,
cümlelerin ölüyor birer birer
cesedinin başında bekleyen bir katil gibi
suskun oluyorum.
noktanı iste
bugünü konuşurken, unut eski anıları, konuşulanları…
sıfırla herşeyi, sürükleme yenilenenlerle.
gürültü yorar insanı biliyorsun…
konserveler birleşmeden, birleşmeden önce tek tek kopar at onları.
yorulmadan belirt acılarını, söyle vazgeçtiğin fiilleri, özneleri,
vazgeçme onlardan.!
ve sen;
konuşturma içindeki sertliği, öldürme cümleleri birer birer…
virgüller ile geçiştirdiklerine, noktanı iste.!
Çok güzel bir yazı.Başarılar dilerim…
İmla kurallarını bilmiyor insanlar belkide bundan virgülü, noktayı, ünlemi, tırnağı karıştırıyoruz olamazmı?
Bazı cümleler virgülle biter aslında, formlara aykırı olsa da. Sanılır ki; arkasından devam edecek sözcükler bi noktaya ulaşana kadar. Ama olmaz çoktan bitmiştir cümle ya da bitememiş olarak kalmıştır yarım. Bunun nedeni belki de büyük harfle başlamamış olmasıdır cümlenin, belli olmamasıdır cümlenin başlangıcının da bitişi gibi.
İçinde büyüttüğün her ünlem de bir çığlık gibi görünse de aslında suskunluktur. Bakarsın öylece bitememiş cümlenin, sarfedemediğin kelimelerin ardından. Yeter ki, sen kalma eski kelimelerinin ardında, her zaman yeni cümleler kuracak kadar çok kelime vardır.