Müjde!

Müjde! Müjde!
Televizyonlar kış sezonunu açtı.
Televizyon dünyasında; iki mevsim, dört kuşak, otuz iki saat ve bol kalori vardır.
İki mevsim: Yaz ve kış sezonu…
Dört kuşak: Sabah şekerlemeleri, öğleden sonra şekerlemeleri, akşam dizileri(20:00 ve 22:00 kuşağı) ve gece mezeleri…
Otuz iki saat: Reklâm aralarında seyredilen diğer dizi v.s. gibi.(zamanlama hesabını sizde bir yapın)
Yani bunlar seyredilirken; yiyip içilen abur cuburlar ne yapıyor? Tabi kalori yapıyor…

Birde bu kuşaklar arasına çok sesli ya da çok kavgalı birkaç program serpiştirdiler tam oldu. Bir gün boyunca televizyon seyrettiğinizi düşünün. Sabah şekerlemesinde “ablan kurbanlar olsunlar, de get”ler, birbirini dövenler, yalandan aşklar, başkaları tarafından dağıtılmış rolleri üç beş günlük medya maymunluğu adına oynayanlar… Öğleden sonra şekerlemeler de; insanların çaresizlikleri üzerinden reyting yapanları, çöpçatanlık yapıp yuva kurduk diyenleri ve bol dedikodular üretildiğini gördüm. Birde bunun yanında bir kanalın şekerleme sunucusundan çok korktum ve yastığı yüzüme kapatarak kenardan seyrettim. Kadın ekrandan fırlayıverecekte dövecekmiş gibi(adını veremiyorum ama bilin iyi yerlerden torpilli)…Kan gölü vaziyetinde iğrenç vahşet dolu sahneler, kavuşamazmış gibi gözüküp her seferinde kavuşan aşklar, birde marifetmiş gibi “töre” yi getirdiler bembeyaz cama…(!)Yazık bize yazık…Çünkü bunları seyrederek ta içimize kadar biz girdiriyoruz ne yazık ki bunları…

Herkes bizim evimizin içindeki camı sahiplenmiş durumda. İnsan bu programları seyreder de nasıl huzurla yatağa yatıp uykuya dalar. Birçok soruyla yaşayabilir mi insan? Gün içerisinde acı, tatlı, komik, hüzünlü birçok anı yaşatıyorlar insana ve ne yazık ki bir dönem sonra alışkanlık haline geliyor. Program saatlerine göre sizde kendinize bir program yapmış oluyorsunuz. Sanırım bütün duyguların hızla yaşanması nedeniylede beynimiz uyuşuyor ve artık sebepsiz her şeyi seyreder oluyoruz. Kendimize yanlış gelenleri bile onaylıyor oluyoruz.

Çalışmayan bayanlar bu konuda daha da şanssız, buna mahkûm gibiler. İnsanlar kendi gerçekliliğinden çıkıyor ve artık başkalarının hayatını da yaşamaya başlıyor. Çoğumuzda”aman o programı, o dizimi. Ben seyretmiyorum bile “ der ama onun hakkında her şeyi bilir, birde üzerine yorum yaparız… Maşallahımız var canım…

Koyunları saymayı bile düşünmeden uyumak varken… Neden zorla uyuşturulmuş bir beyinle yatağa gireyim ki…

Benim dizi akşam kaçtaydı acaba?

Arzu Candevir Çakır

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

1 Cevap | “Müjde!”

  1. Duygu Galiba 13. Eyl, 2007 | 10:26

    Hayretler içindeyim…Türkiye’de yaşıyor olmasam ve Türk dizilerini izliyor olsam, Türkiye’nin 244.781,9,000,000 iç borcu (2005) varmış,
    213.441 milyon dolar dış borcu varmış (2007)…Hayatta da inanmam.

    Maşallah herkes sarayda yaşıyor bu memlekette…Son model jeep şart oldu zaten..Bir de tabi gören sürekli takım elbiseyle falan dolaşılıyor sanacak. bir çiftlikler, bilmem ne holding sahibi ya da çok önemli çalışanlarıyız hepimiz. Çocuklarımız şehzade bizim. Herkes özel üniversitede okuyabiliyor mesela Türkiye’de…Ohh valla bir elimiz yağda diğeri balda.

    Tamam, dizidir, hayal sunarsın zaten oralarda.. Ama yani bu ülkede kim bunları hayal edebilir ki…En fazla hayalimiz bir evimiz olsun bir de araba, geçinebileceğimiz kadar para.

    Sahip çıkabildiklerimiz de bir bozuk ampul (!) birkaç da böyle dizi olur işte.

    İyi ki yazmışsın bu yazıyı, lunapark gibi memleketiz, ondan bu kadar mutluyuz herhalde :)