Kentin kıyısında, kafesimsi (altından) bir yerde, tünemiş bekliyorsun. Neyi beklediğini sen de bilmiyorsun. Her gün birileri şaka yapıyor sana. Hiç birisinde gerçek payı göremiyorsun. Empati kuramıyorsun, sana kurulsun istiyorsun. Taraf-sız-sın. Tüm taraflarını kaybetmişsin. Hayallerin… Onlar bir gelip bir gidiyor. Başına buyruk yaşıyorlar. Bir yere giderken senden hiç izin almıyorlar. Hayal-siz- kalıyorsun. Bütün ezanların arasının ne kadar kısa süreler olduğunu fark ediyorsun. Zaman mı daralıyor, sen mi zamanın içinde kayboluyorsun? Hep yiyorsun. Sanki 24 saat yiyorsun. Ne varsa yiyorsun. Yemediği zaman dolapla inek-tren oyunu oynuyorsun. Barbie oynama yaşını çoktan geçtiğini fark edip televizyonu açıyorsun. Ezan okunuyor, şaşırıyorsun. Ezan okuyan imamın sesini bir beğeniyorsun bir beğenmiyorsun. Beklediğin telefon hiç gelmeyecek biliyorsun, yine de sen aramamakta diretiyorsun. Bazen zorunda kaldığın için dışarı çıkıyorsun, güneşin parlaklığından içeri kaçıyorsun. Dönüp dönüp bakıp bakıp, güneşin parlaklığına şaşıyorsun. Ezan okunuyor, imamın değiştiğini fark ediyorsun.
Hayat sürekli şaka yapıyor, sen sadece içindeki ciddiyeti alıp alınıyorsun.
Kentin kıyısında bir yerde, sadece kendine acıyorsun.
“Kentin kıyısında…” için 0 Yorum yapılmış.