Şu anda içimde her şey bir öğürme hissi yaratıyor. Bunu yüzüme bakarak anlayabilirsiniz. Uzun bir deniz yolcuğunda gibiyim.
Pazar günü, kürtaj yaptırdığım bütün kadınları arayıp anneler günlerini kutladım. Bir tanesi, avukat olanı, beni dava açmakla tehdit etti. Bu avukatlar herşeyi mahkemeye verebileceklerini zannediyorlar.
Excel’in “Excell” şeklinde yazılmadığını öğrenmem 3 yılımı aldı. Üstelik hala ara sıra karıştırabiliyorum.
Beigbeder okumak bünyemde böyle kötü etkiler bırakıyor işte. Uzun cümleler kuramıyor, hayata fare deliğinden bakıyor gibi konuşuyorum. Ancak şu öğürme hissi gerçek. Kalbim hep boğazımda atıyor. Saniyede 1.5 kere boğazınızın parmaklandığını düşünün. Kesinlikle mide bulandırıcı.
Adım Jorgen Mortensen olsaydı kesinlikle daha uzun boylu olurdum. Böylece takım elbise de giyebilirdim. Adım “Octave” olsaydı tam istediğim gibi yaşardım, ama bu kadar uzun sürmezdi. Kedimin bir adı olmasaydı onu “Felix 1.1″ diye çağırırdım. 1.0′ı düzenli aralıklarla çiftleşme amacıyla inanılmaz gürültüler çıkarıyor, üstelik hamile kalma riski taşıyordu. Bu iyi.
Yukarıda olması gereken iki paragrafı sildim. Sivilcelerden ve Okan Bayülgen’den bahsetmiştim. Ya da Kahve ve Yılmaz Morgül’den. Çök kötüydüler.
Kadın: Midem bulanıyor. Hamile olabilirim. Belki de değilimdir. Hayatım boyunca o kadar çok alkol ve kafein aldım ki ince bir sopanın üzerine işeyebilecek kadar stabil bir metabolizmam yok artık. Ellerim mütemadiyen titriyor. Kendimi Muhabbet Ali gibi hissediyorum.
Irish Coffee‘yi kremasız içtim! Evet, ben buyum! Harikayım! Ouuww…
“Karmakarışık” için 0 Yorum yapılmış.