Toplumda suçlu diye tanımladığımız kişilerin çocukluklarını düşündünüz mü hiç? Onların geçmişinin de olduğu; yeni doğduklarında hepimiz gibi pembe tenlerinin olduğunu düşünmüyoruz değil mi? Çünkü hırsımız kötülük denen şeyin geçmişini düşünemeyecek kadar yoğun oluyor.
İzlemedim o görüntüleri ben.. İzlemek de istemiyorum. Suçlu diyemiyorum böyle bir döngüye dahil olanlara. O çocuklar büyüdüklerinde, suç işlediklerinde onlara da suçlu diyemeyeceğim. Kendilerinde bırakılmış olan izleri bir başkasında yaratmak istercesine, haince, vicdansızca suç işleyecek o çocuklar da. O zaman toplum onları da suçlu kefesine yerleştiriverecek. Geçmişlerini hiç düşünmeden.
Çünkü o “aptal kutusu” olarak tanımladığımız alet olmasaydı, aptallar akıllanmayacaktı. Ve siz bunları göremeyecektiniz, ve bakanlar da, ve adalet de. İşte o zaman o temizlikçi kadınların biraz daha paraya ihtiyacı olacaktı..Yakalanmayacaktı ya, çocukları satacaktı. Bir elebaşıya satacaktı. Belki o da satılmıştı. Onun için anormal bir durum yok ortada. Sonra onlar öyle yetişmeye devam edeceklerdi ve yetişkin olduklarında bir başkalarını o şekilde yetiştirmeye.
Anormal olan bir şey var ama ortada. Biz birilerini seçiyoruz. Hem de hakkımızla. Mücadelelerle kazanılmış haklarla. Bu bilirkişi diyoruz, imzamızı basıyoruz isminin altına. Sonra o bir gün bizim verdiğimiz görevlerle uğraşırken bir telefon geliyor. Karşı tarafın işe ihtiyacı var. üstelik akraba, “aman” diyor belki, “bununla mı uğraşıcam”..”Kim hangi işi istiyorsa verin, kafamı meşgul etmeyin. AB’ye girmeye çalışıyorum burda” Çünkü o tek başına gireceğini düşünüyor AB’ye. Biz de sonra “herkes şerefsiz, kimi seçsek böyle oluyor diyoruz” Kenara çekilip izliyoruz. Araştırmıyoruz. Belki sempatik geliyor,seçiyoruz. “Al birini vur ötekine diyoruz.” Biz diyoruz Birileri de bunu ellerinin acımasına aldırmadan çocuklar üzerinde eyleme geçiriyor.
Alıyor birini vuruyor ötekine.
Öyleymiş, gazetede okudum. İzleyemedim, izlemeyeceğim de.
Bir durup düşünsek aslında o çocuklara bir darbede biz vurmuyor muyuz ? Suçlu olan hepimiz değil miyiz?
Yazının başlığını rss reader’da görünce o kadar dikkatimi çekti ki… O kadar yoğun bir şekilde işime yoğunlaşmış olmama rağmen tutamadım kendimi girdim okudum yazını… Etkilendim, hepinizin bu konuda yazmış olduğu yazılardan etkilendim.
İlgili olmanız, hepinizin bu konuda söyleyecek birşeyleri olması beni mutlu etti… Antikunti’yi yaptım, sizler geldiniz antikunti artık benim yaptığım halden çıktı sizin yazılarınızla bir başka güzel bir kitap gibi bir dergi gibi bir gazete gibi farklı kalitede farklı bir güzellik haline geldi…
Yazılarınız için, dostluğunuz, yakınlığınız için bu yazıya yorum yazarak teşekkür etmek istedim.
İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. Keyifle okuyorum…