Hoş gelmedin. Uzun zamandır yoktun. Ne de iyiydi böylesi. Gitmiştin yoktun işte uzun zamandır.
Ben her gün gidişini yaşarken, sen başka bir hayatın kollarına atılmayı seçmiştin. Hiç suçlamamıştım oysa seni. Hayattı bu ne de olsa. Konuşamamıştım bile, sen ikimizin yerime de ağlamıştın çokça. Hissetmiştim gideceğini ama sana konduramamıştım. Çirkin olan hiçbir şey sana yakışmazdı çünkü. Oysa sen ‘’ayrılığa yakınken fırsatı varken incitmeli, kırmalıydık birbirimizi giderayak’’ der gibiydin. Biliyordun, kim daha çok acı verirse daha da derin saplanıyordu karşısındakinin kalbine ve daha da unutamamak oluyordu.
Bilirdim aslında artık hayatında zerre kadar ağırlığımın kalmadığını ve hiç geri dönmeyeceğini ama gene de bir gün geri gelecek diye sokaklarda küçük çocukların içine dolan nedensiz ve kanatlı bir umutla dolaşıp durdum çoğu zaman. Tabii ki hiç gelmedin.
Yokluğun doya doya gülememem, yokluğun hep yarım kalacak sevincim yokluğun kendimi piç gibi hissetmem kaldı. Ama yaşamaksa her şeye rağmen, insan eksikken de sevgiye inanmak istiyordu. Aradan geçen yıllarda kendimi hep buna inandırdım. İnsan isterse güçlü olabilir duygularını alt edebilir. Ama her seferinde ortak anılara küçük bir dokunuş bile ya da eski bir dost içimde zorla çattığım bacakları titrek inancı yıkıyordu. Gidişinin üstünden zaman geçtikçe senden uzaklaşmak yerine içimde kök saldığını hissettim.
Sonra nasıl olduysa bırakıverdim içimdeki seni. Hiç sıkmadım. Anıların, kalbimi ezen demirden bir külçe değil de zamanlı zamansız burnumun ucuna konup bana buruk bir tebessüm ettiren çok uzaklara kanat çırpan bir kuşun kanadından dökülen tüylere dönüştü.
Bir gün rüyalarıma bulaştın. Ortaköy’den yüzen bir adaya bindin, ben sadece el sallayabildim sana. Gelecektim seninle istemedin. Ağladığımı göremedin.
Başta da dediğim gibi niye geldin ki? Hiç gelmemen gereken tek yer orasıydı. Çünkü orası benim en zayıf noktamdı. Çünkü ben rüyalarında hala senin gidişini yaşayan o çocuğum. İçinde, belki gelir diye zehirli umutlarla bekleyen…
BÜTÜN AYRILIKLAR ACIDIR VE ACIYI DAHADA KOYULAŞTIRANLAR BİZLER DEĞİLMİYİZ BELKİ BUNDAN GİZLİ BİRDE HAZ DUYUYORUZDUR.ÖYLE DEĞİL Mİ?