Hayat bazen öyle insafsız ki!

Sezen Aksu’nun en sevdiğim şarkılarından biri işte bu sözlerle başlıyor. Hayatın derdini anlamış olan bu kadın yine sözleri inci gibi dizmiş yanyana. Gerçekten hayat bazen çok insafsız. Bazen siz de kendinize yabancılaşır mısınız? Bu ben miyim? Bu lafları ben mi ettim ? Çemberin dışına çıkıp bakınca herşey ne kadar farklı görünüyor. Hiç beklenmedik bir anda bir sıkıntı gelip boğazınıza çöker. Başlarsınız hayatınızın geçmiş sayfalarını karıştırmaya.

İnsan en çok kendine acı çektirir. En çok canları yakar, canının en derin yerlerini. Kendinize çektirdiğiniz sıkıntılar yetmezmiş gibi etrafınızın yorumlarını da çekmek zorundasınız. Kendini bu kadar anlatmak ne yalnışmış oysa. Herkese sizi eleştirme hakkını kendi ellerinizle verirsiniz. Gerçekler tokat gibi iner yüzünüze, itiraz etmek gelmez aklınıza savunmaya çalışırsınız kendinizi.

Her yaşanan anlatılınca dostlara onlardan da aynısını beklersiniz. Oysa uzun zaman sonra fark edersiniz ki bu kadar yalın, abartmadan, olduğu gibi gerçekleri anlatan yalnızca sizsinizdir. Bunu 23 yıl sonra farketmek daha bir koyar insana. O an en büyük hatanın bu olduğunu anlarsınız ama bu saatten sonra farklı davranmak şaşırtır insanları. Artık tepki alırsınız, tavır takındığınız düşünülür. Artık oyunu kuralına göre oynama zamanı gelmiştir. Geç bile olsa girelecek oyuna ortasından. Son gelen ebe olur. Bir başkasını sobelemeden kurtulamazsın ebelikten.

Tüm bu kırgınlığın üstüne sabah bir notla açarsın odanın kapısını hayata. Özürler dilenmiş, pişmanlıklar hissedilmiş. Farklı odalarda gece uykusuz kalınmış ama aynı şeyler kurulmuş kafataslarında. Ne olursa olsun dosttur söyleyen, söylenenler acı da olsa. Kabul edilir özürler, gözler dolar tutamazsınız. Defalarca okunur karalanan sözcükler kendini aklamaya çalışan dostun ağzından. Garip bir hüzün dolar bünyeye ama yüze gülümseme yayılır tutamazsın.

Saatler sonra anlarsın haklı olduklarını tüm eleştirilerin. Bunu sen yaptırıyorsun kendine. Dur demiyorsun kıranlara. Çek git demek zor gelir. Susarsın bir kere daha. Kendi sahanda yediğin gol karabasan gibi çöker üstüne ve anlarsın bir kere daha. Hayat bazen çok insafsız…

“Hayat bazen öyle insafsız ki!” için 1 Yorum yapılmış.


  1. 1 cubur 22 Haz 2005 01:09:31 PM

    kimi zaman başkalarına karşı kendi hayatımdan daha dürüst davrandığımı söylemek canımı yaksa da karşındaki “dost” olduğunda insan sınırları aşabiliyor, gereğinden, duyulması, söylenmesi gerekenden daha fazlasını söyleyebiliyor. oysa o noktada durup düşünmesi lazım, herkes senin kalbindekileri duymaya hazır mı? karşı tarafında kalbi bunlarla doluysa ve sen biliyorsan o kalbin daha fazla kırılmaması gerektiğini, o zaman susamayıp “artık kalbini kırmalarına izin verme” diyebiliyorsun. bunu söylerken o kalbi o an senin kıracağını hiç düşünmeden…
    ben bir kalp kırdım gereksiz yere, bunu biliyorum, en yakınımdakilerden birinin kalbini hemde. insan sadece kendi canını değil, beraberinde en yakınındakilerin de canını yakıyor, can gibi yakınında olan biri kendini bu kadar hırpaladığında…

    konuşmak, paylaşmak, yakında durmak yanlışların, hüzünlerin daha net görünmesini sağlıyor ve aslında kimi zaman “konuşmalar” gereksiz, sözcükler yetersiz kalıyor. susmak kimi zaman her şeyi daha doğru anlatıyor. ve sustuğu için, başka biri kadar anlatmadığı için hiç kimse yargılanmayı hak etmiyor, üstelik ilk defa biriyle bunu aşmak için bu kadar çaba gösterirken…

    hayat insafsız, oyunlarla dolu, zor; hissedilenler anlatıldığı kadar sıradan değil, acılar görünenden yoğun, farkındalıklar can yakıyor ama neyseki birileri özür dilenecek kadar değerli, birileri özür dileyecek kadar değer veriyor.

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş