
Uzun zamandır siteyle ilgilenmek, bir şeyler yazmak mümkün olmuyor. Üstelik site güncellenmiyor olmasına rağmen hala tıklanıyor. Bu bir yandan sevindiriciyken bir yandan da her tıklandığında mahçubiyetimiz artıyor. Yazmak lazım… Hem yazmak, okumak kadar iyi gelir. Yazmanın temeli de bu değil mi aslında, en derinlerde bir yerde hissettiğiniz rahatlama hissi. Sanki bir musluğu açık bırakıp her şeyin akıp gitmesine izin vermişsiniz gibi…
Nereden başlasam, geçen zamanda olanlardan mı bahsetsem önce derken çok şahane bir şey oldu. Hemen oradan başlamak gerekti.
(Bu kısımdan itibaren Amy Winehouse Will You Still Love Me Tomorrow? eşliğinde okunması önerilir.)
Biricik kuzenim (sizin için biricik değil ama bizim için biricik) biricik Derya (yine sizin için biricik değil, bizim için biricik olmaya başlayacak
) ile evlenmeye karar verdi. Evlilik, üzerine çokça anlam yüklenen aslında çok basit bir kavram mı, yoksa çok basit söylemlerde bulunulan çok ciddi bir karar mı henüz kestiremiyorum. Ancak birbirlerine aşkla bakan, önce yüreklerinde sonra hayatlarında birbirlerine kocaman yer açan insanlarsa söz konusu; birlikte olmaktan, el ele tutuşmaktan ve onların ellerinin kenetlenmesini izlemekten daha güzel ne olabilir ki? İşte Cumartesi akşamı bu oldu, Duygu ve Derya evlilik için ilk adımı attılar. Biz de mutluluklarını, heyecanlarını paylaşmak için oradaydık, iyi ki de oradaydık.
Kahveler dağıtıldı, mahçup bakışlar yerini gülümselere bıraktı ve o beklenen cümle kuruldu; “Kızınız Duygu’yu oğlumuz Derya’ya istiyoruz.” Ne yani şimdi bir çiçeğe bir çikolataya bizim kızımızı alacaklar mı yahu diye atlamak geldi içimden. Gerçi çikolata çok güzeldi, e madem gençler de karar vermiş … : )
Kahveler içildi, güzel cümlelerle birlikte kocaman bir aile daha kuruldu. Derya aramıza hoş geldi.
Şimdi geldi sıra dileklere… Umarım birbirlerine her zaman böyle güzel bakar, o akşam yaşadıkları heyecanı bir ömür boyu yüreklerinde saklarlar. Umarım içten gülümsemeleri hiç son bulmaz…
Ve tabii ki son söz kuzenime;
Sıralamaya gerek yok, seni çok sevmem için bir yığın neden var.. “Sen olduğun” için demek yeterli bence. İyi ki varsın, iyi ki böyle güzel büyüyorsun…
Gökten üç elma düşmüş. (Nedense?) Biri onlara, biri bize, biri de okuyana…
Hala son cümleyi yazmasa mıydım diye düşünüyorum açıkçası
her ne kadar o gece yanınızda olamasamda ki her organizasyona atlayan ben sizden uzak ama dualarımı kabul ettireceğim birine daha yakındım umarım kabul olur ve tamamı gelir mutluluklar….
Yeni çiftlere mutluluklar diliyorum.
Sitede yazan biri olarak; “Üstelik site güncellenmiyor olmasına rağmen hala tıklanıyor. Bu bir yandan sevindiriciyken bir yandan da her tıklandığında mahçubiyetimiz artıyor. ” laflarınız üzdü beni…
kırmızıyeşil sanırım söylemek istediğimi doğru ifade edememişim. Önceden farklı yazarlar tarafından her gün arka arkaya pek çok yazı giriliyordu antikuntiye. Ne yazık ki uzun zamandır eskisi kadar sık güncelleyemedik, yazıların arasında da epey zaman oluştu. Söylemek istediğim buydu. Ancak sizin ve aramıza katılmak isteyen farklı kalemlerin de desteğiyle yine eskisi gibi olacak umarım, hatta belki daha çok yazacak, daha çok tartışacak, daha çok okuyacağız. Şimdi düşündüğümü daha net söylemeyi başardım galiba.. Yazdığınız her yazı için elinize, yüreğinize sağlık
mutlulukar dilerim :))
darısı başımıza artık…
inanırmısınız bana da mail gelmese, bendeniz de takip etmekten yoksun kalacaktım..
Ben uzun zamandır Antikunti’li olduğumdan biliyorum az çok olan biteni.Söylemek istediğiniz oysa da ben okuduğumda sanırım eşref saatimde değildim ki üstüme aldım:)