Gerçekte ne istiyorsunuz?
Konya’nın adı hoşgörünün başkentiydi bir zamanlar; farklı olmanın özünde aynılığı, kardeşliği ve eşitliği… Neyse, aslında hala da öyle en azından bunu geçen pazar oynan Konya- Fenerbahçe maçında tribünlerde açılan pankartlarla gördük. Ama bir şeyler güzel başladı ya, hemen ardından bir terslik muhakkak olmalıydı.
Oldu da! Ama sanki bugüne kadar ligde görülmemiş bir şey olmuşçasına herkeste bir feryat figan ki evlere senlik. Anelka’nın bariz bir faulle attığı gölü nizami sayan jöle kutusuna batırılmış orta hakem ve bayrakçısı, Türk hakemliğinin kendinden beklenen kader tayin edici rolünü eksiksiz yerine getirdi. Maç içinde Konyalıların yaptığı doğrudur veya yanlıştır, o ucu açık bir durum gibi gözükmekte. Tabi ortada heba olan bir emek var, ama bunun suçlusu Fenerbahçeliler mi?
Bir miktar evet ama bugüne kadar benzer olayların tezahürünü defalarca yaşamış diğer büyükbaş takımlar kadar. Eğer Fenerbahçe yöneticilerinden birisi, Daum ya da Anelka çıkıp: Evet bu gol kararı yanlış bir karardır, deseydi bu kriminal futbol vakasının dumanı üstündeyken. Ertesi gün açılan saçma pankartlar çok daha saçmalaşacaktı.
Fenerbahçe’nin ‘’biz ve diğerleri’’ kalan diğer büyüklerin de ‘’mazlumuz biz’’ sabuklamaları gerçekten gülünç. İki sene önce ‘’Yenilemeyecek kadar büyük’’ denen Beşiktaş , UEFA ve Super Cup’ı almış Galatasaray’ın düştüğü durumlara bakılırsa; yeşil zemini bu kadar kaygan olan başka hiçbir futbol ülkesinin olmadığı açıkça görülecektir. Hiç kimsenin samimi olmadığı bu ortamda herkesin canı biraz yanınca bana bana diye ortalıkta ağlaştığı ve saha dışı etkenlerle giderek çirkinleşen bu oyunu gün geçtikçe daha çok seviyorum . Bu işte bir yanlışlık var.



04. Eki, 2005 






Henüz yorum yok, ilk yorumu yazabilirsiniz! :)