
Son günlerde gerek evli gerek bekar arkadaşlarla evlilik üzerine o kadar çok muhabbet ettik ki bir şeyler yazmak şart oldu. Her şey birinin: “Evlilikte aşk, sevgi diye bir şey kalmıyor. Araya aileler giriyor, her şey değişiyor. Zorunlu bir prosedür haline geliyor birliktelik. Evliliği çocuk kurtarıyor, çocuk için beraber olmaya devam ediliyor.” demesiyle başladı galiba. Benim isyanım için bu sözler çoktu bile.
İnsan 20’li yaşların başındayken evlenmek çok kolaydır; çünkü her şey toz pembedir. Ancak yaş ilerledikçe evlilik kararı almak zorlaşır. Olgunlaştıkça üstüne alacağı sorumluluğun daha bir farkına varan, vermesi gereken ödünleri fark edenler evlilikten bir adım geri durmaya başlar. Hele erkekler için git gide daha zorlaşır bu kararı vermek. Nedense anlamsız bir evlilik fobisine kapılırlar. Belleğe işlenmiş kodlardan olsa gerek, kadınların tereddütleri artmış olsa da yine de daha bir ılımlı yaklaşmayı başarırlar evlilik kurumuna. Hayalleri süsleyen beyaz gelinlik bir şekilde galip gelir.
20’li yaşların sonuna gelindiğinde, evlilik kararı almak zaten zorken, bir de etrafınızdakiler “evlilik aşkı öldürüyor” nutukları atmaya başlarlarsa vay halinize. Genel olarak evliliğe inanmışımdır, sevdiğim insanla bir ömür birlikte ve mutlu olmak düşüncesini sevmişimdir. Hiçbir zaman “ben asla evlenmeyeceğim” diyenlerden olmadım. Hatta hayatımın biriciği olan canım aşkımla evlenmek düşüncesini kabullenmek çok kolay (: Ancak yaşanan tüm söz konusu dialoglar korkutmaya başladı beni. Ben aşkım bitsin, birlikteliğim zorunluluk haline gelsin diye evlenmek istemiyorum ki! Şimdi ‘kimse bunun için evlenmiyor zaten ama bir şekilde bu hale geliyor’ dediğinizi duyar gibiyim.
İnsanların mutluluklarının kendi ellerinde olduklarına inanırım. Bir evlilikte neler yaşanacağını, sevginin, aşkın bitip bitmeyeceğini, başkalarının o evliliği yıpratıp yıpratamayacağını, birlikteliğin ömür boyu keyif olup olmayacağını da hiç şüphesiz iki kişi belirler benim mantığımda. Ama herkes bana cephe almış tersini savunuyor. Sen istesen de istemesen de şartlar seni o hale getiriyormuş. HAYIIIIIIRRRRR!!! diye bağırasım geliyor valla. Sıradan olmayı, sıradanlaşmayı hiçbir zaman içime sindiremedim, bu ve benzeri genellemeleri hiçbir zaman kabullenemedim ve şimdi de şiddetle karşı çıkıyorum işte. Evet söyledikleriniz kafamı karıştırmıyor değil, bahsettiğiniz gibi örnekler gördükçe korkmuyor değilim ama ben öyle olmayacağım.
Aşk bir ateştir. İlk alev aldığında cayır cayır yakar içinizi. Sonra yavaş yavaş alevleri azalır ama hala içinizdeki kıpırtısını sürdürür. Gerçek bir aşksa yaşadığınız sımsıcak bir kor olur. O koru hep taşırsınız içinizde. Zaman zaman biraz küllenir üzeri daha az hissedersiniz sıcaklığını, zaman zaman dağıtırsınız üzerindeki külleri yine daha fazla yakar içinizi. O koru içinizde tutmayı başarabildiğiniz sürece aşkınız sizinledir. Evlilik bu koru alıp atıyorsa içinizden yazık size. Ama ben o koru hep içimde tutmalıyım. Bu satırları korkularım yüzünden yazıyorum. Olur ya bir gün dediğiniz hataları yapar ve ‘evlilik aşkı öldürüyormuş gerçekten’ gibi yasaklanması gereken cümleler kurarsam, bu satırları okuyayım da aklım başıma gelsin diye.
Kişilere bağlı..iki kişinin yapı meselesi bence.süprizlerden hoşlanan,monotonluğa karşı her türlü aksiyonu denemeye çaba gösteren,’alan almış,satan satmış’moduna girip bütün gün makyajsız ve pijamalarla dolaşmayan insanların evliliği gayet güzel gidebilir.ben cevremde görüyorum cok iyi yürütenleri.gayet de keyifliler.ama bu zamanda kimse pek umursamıyor nikah kıyılınca iyice salıyor kendini.sonra evlilik aşkı öldürüyor deyip çıkıyorlar işin içinden..
Bence de kısmen doğru bir tespit
Siz diğerlerinden farklıysanız, bir diğerinin de sizin anlamasını beklemeyin.Siz onları belki şaşkınlıkla anlama savaşındayken, onlar sizi anlamak adına barış bile imzalamazlar.
Evlilik gerçekten zor bir kurum bana göre.Canlı ve özel yapmak insanın kendi elinde olan bir durum.Bu kişilerin kendilerine olan özgüvenleri ve sevgileriyle eşit giden bir konum.
Örneğin; kendine güvenen bir birey kıskanç olmayacaktır, kendini seven bir birey kendi huzurunu kaybetmemek adına sevgi ve saygı çerçevesini mükemmel koruyacaktır.
Zaman zaman zorluklara elbette düşeceğiz, hangi dönemimizde hangimiz yaşamıyoruz ki bunu ?
evlilik ” aşkı öldürür” diyenlere inat, evlilik ” uzun soluklu aşkları canlandırır ” demek lazım.
Eğer siz kelebekleri göbeğinizin üstünde taşıyorsanız, o kelebekler sizi hiç terketmezler…
Umarım savunduklarınız ve kararlılığınız kadar mutlu bir yaşamınız olur…
“Her daim aşk” dileğiyle:)
Teşekkürler belabocugu ve raziye. Olumlu düşünenler olduğunu görmek çok güzel. Sevgi, saygı ve karşılıklı anlayış temeline oturan birlikteliklerin, mutlu evlilikler olarak sürebileceğine olan inancımı, kötümserlerin tüm umut kırıcı sözlerine rağmen kaybetmeyeceğim.
Aşkı öldüren evlilik değil, yakın durmaktır bence. Bir şeye ne kadar yakın durur, ne kadar yakından bakarsanız bir süre sonra bazı noktaları görmeye başlarsınız. Ve gözünüzün takıldığı o sabit noktalar gün gelir fotoğrafın tamamını oluşturur. Bu nedenle gözünüzü hangi noktalara diktiğiniz önemli
Araya mesafe koymak her ilişkide yararlı olacaktır sanırım. Bu sadece evlilik sorunu da değil üstelik, belli bir zamanı aşmış tüm ilişkiler bir zaman geldiğinde aynı noktaya dayanıyor. Biraz temkinli ilerlemekte ve başta kendimize duyduğumuz saygıyı yitirmemekte yarar var. Bunlar sağlandıktan sonra eksileriyle de olsa mutlu birliktelikler yakalamak mümkün diye düşünüyorum. Hayatta mükemmel hiçbir şey yokken mükemmel bir birliktelik arayışındaysanız en fazla bir kaç tane romantik komedi izlemenizi öneririm. Ki onların büyük bir kısmı da kavuşmayla son buluyor, sonrası Allah kerim.
Kıssadan hisse; “demirden korksak trene binmezdik!” deyip olumlu durabilmek, olumlu kılmak için çaba gösterebilmek
Evlilik aşkı öldürmez ama bazı değerleri öldürür. Belli bir zaman sonra insanlar kaybetmekten korkmaz. Nasıl olsa o benim artık derler ve daha rahat davranmaya başlarlar. Kırıcılık kavramı kalkar ortadan, anlayışsızlıklar başlar, tabi kişilerine göre değişir ama geneli böyledir. Sorumluluğu kaldırabilme gücüne sahip olanlar evlenmeli bence. Herkesin hakkı değil evlilik…
bence öldürürü.çünkü aşık olup evlenen çiftler sonra birbirinden uzaklaşıp seks yapmayı bırakıyorlar