Dostum Adına!

Hatırlarmısın! Dedik aynı anda… Yine aynı zamanda, aynı şeyleri düşünmüştük.
Sonra başladın anlatmaya…

—Hatırlıyor musun; gittiğimiz tatilde yemek yediğimiz sırada elektrikler kesilmişti, mum olmadığı için sırf ışık olsun diye yazın o sıcağında şömineyi yakmıştık. Karşılıklı koltuklarda yattığımız yerden neredeyse tüm hayatımızı içimizden geldiğince, kelimeler alır başını yanlış yerlere gider mi diye düşünmeden konuşmuştuk. Kimi zaman gülmüş, kimi zaman ağlamıştık ama yüreğimizi en derininden açmıştık birbirimize. Karanlığa, sıcağa rağmen hiç uykumuz gelmemişti bile.

-Hatırlamazmıyım; dostluk konusunda saplantılı bakış açımı değiştirmiştin o gün. İlk kez bu kadar güven duymuş, ilk kez bu kadar içten yüreğimi açmıştım birine. Nasıl büyük bir rahatlıktı anlatamam. Huzur içinde öylece uykuya dalmak rüyaya kapanan gözlerimde gerçekleşmiş bir rüya gibiydi…

Biliyormusun? Dostluğuma geldiğin o güne çentik atmıştım takvimde…

Gideceğini söylediğinde son sessizliğimizi yaşıyor, son gözyaşlarımızı akıtıyorduk içimize. O karanlığın içinde içtiğimiz sigaranın dumanını, savrulup gitmesini istediğimiz acılarımıza üflüyorduk sanki. Uzun bir sessizlikte, derin ve çaresiz hissettik yaşanmışlıklarımızı…

Aslında ikimi zinde içi gitti ama zorunluluklarımız gitmeni gerektirdi… Ve sen gittin! Senden sonra; arkadaşlarım elbet oldu ama dostum hiç… İşin kötüsü aramadım da… Seni aramadım ama sendekileri bulamayacağıma inandım sanırım. Gidişin dostluk konusundaki bakış açımı yeniden gündeme getirdi gibi. Bilirsin ben kendim yaşar, kendimde saklarım yüreğimi…
Yanımda olmanı istediğim zamanlarda kimi zaman senden nefret ettim, kimi zaman özledim.

Ama…
Tanrıya hep şükür ettim; senin gibi bir dostu bana verdiği için. Birbirimize yaşattıklarımıza, keyfini çıkardığımız her dakikaya, kavgada bile kendimize kazandırdıklarımıza, her anımıza binlerce teşekkürler…

Şimdiye kadar sana söylemediğim ama kazandırdığın alışkanlıklarımdan vazgeçemediğimden, sana benden bir sır. ”BEN HER GÜN TAKVİME BİR ÇENTİK ATIYORUM…”

Ve biliyorum…Aslında sen benim kalbimdeki çentiksin.

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

5 Cevaplar | “Dostum Adına!”

  1. Asla kaybettim dememeli bence 1 şey senin(miş)`se somut veya soyut olmasına bile gerek yok..
    Aslında asla asla dememeli..

  2. kırmızıyeşil 14. Haz, 2007 | 11:52

    ……………..

  3. Yazdıklarını okurken arkadaşlarım geçti gözümün önünden ama asıl kalbimdeki o çentik..
    Hislerim yeryüzünde tek başına kalmış köşebaşında uçurtmasını bekler haldeydi.Bu yazıyı okuyudum.Sonraysa sanki uçurtmam olmuş da semada en yüksekteydi..

  4. kırmızıyeşil 04. Tem, 2007 | 17:22

    Yaşama telaşımızda başımıza gelen herşey aslında bizim kendimize yaptığımız şeyler.Hiçbir zaman keşke dememek için, daima kendimize yakışır bir yaşam biçimi seçelim.Arada takılsada aklımıza olumsuzluklar “bover” deyip geçmeyi öğrenelim.Bakın görün, tüm güzellikler size yavaş yavaş size dönecek.

  5. kırmızıyeşil 09. Ağu, 2007 | 20:35

    Çok sevdiğim bir dostum okumuş bu yazımı.İnatla, ıslarlı ve ciddi bir şekilde soruyor “kim” diye…Anlatamadım…Cevap kendi olmadığından buruk bana biraz…İyi de; bilirsin beni de ne sorarsın “kim diye…Kendine sordun mu “neden ben değilim” diye…Üzgünüm ama sanırım yine “Anlatamadım”…