Son zamanlarda dikkatimi çeken ve bana son derece saçma gelen bir durum söz konusu. Belki başkaları benimle aynı fikri paylaşmıyor olabilir fakat kaç zamandır aklıma takılan bu mevzuyu yazmadan geçmek istemedim.
Yabancı müzik severler bilir, ülkemizde yabancı müzik yayını yapan ulusal radyolar son dönemde yayın yaptırdıkları Amerikalı DJ’leri ile dikkat çekiyor.
Amerika’dan iki belki daha fazla DJ ile anlaşıp, onların kendi dilinde yani İngilizce olarak, Türk radyolarında bant yayını ile -canlı olması da bir şeyi değiştirmiyor- yayın yaptırıyorlar. Zaten bu radyolar ülkemize Amerikan radyoculuğunu getirmiş, oradaki radyoculuk kurallarını benimsemiş ve kitlesine de sevdirmiştir. Kesinlikle bu duruma antipatim yok, yabancı müziği herkesten çok sevdiğimi söyleyebilirim ki benim de bir aralar hayalim yabancı müzik istasyonunda çalabilmekti. Ve fakat Türk insanına, yabancı lisan konusunda oldukça yetersiz yurdum insanına, radyoda dinlediği programın baştan sona İngilizce olarak verilmesinin mantalitesi nedir? Zaten amacının yüzde sekseni müzik ve müzikal etkinlikler olan bu radyoların, Türk insanına yabancı DJ leri dinletme isteği ve sevdası nereden geliyor, çözebilmiş değilim. Müzikal radyoların dinleyicine vermek istediği adı üzerinde müziktir, iyi vakit geçirtebilmektir, ilk amacı eğlendirebilmektir. Peki bu amaçlar dahilinde, bir yabancı DJ in –son derece profesyonel ve hızlı konuşarak- adamın anadili bu -‘Hi everybody!’ şeklinde anonsuna başlayıp dakikalarca süren, yine kendi dilinde müzik ve eğlence dünyasındaki haberleri ardı ardına vermesi, İngilizceyi ana dili gibi konuşan ve de anlayan kaç Türk’ün kulağını ayırmadan dinleyebileceği şeydir?
Hakikaten çok merak ediyorum bunu. Hatta bu konunun, gece vakti sinir bozucu bir sivrisineğin etrafımda vızıldaması gibi aklıma düşmesi sonucunda uykularımın kaçtığını biliyorum. Olsa olsa bu programların tek amacı olabilir: Ülkemize gelen turistlere yada ülkemizde yaşayan yabancı uyruklu insanlara program yapmak, onları kendi ülkelerinde gibi hissettirebilmek…
Yine de ‘bin bilsen de bir bilene danış’ atasözünden yola çıkarak tam da o an, radyoyu açtığımda yine denk geldiğim yabancı DJ ler yüzünden, Türkiye’nin en bilindik yabancı müzik radyosunun numarasını tuşluyorum. Ve karşıma çıkan yetkiliye soruyorum: ’Bu programların amacı nedir?, Türk DJ lerinizi de Amerika’ya mı transfer edeceksiniz?’ ‘Hayır tabii ki!’ diyor karşımdaki ses.’ Herhangi bir amacı yok, diğer programlar gibi, bu DJ lerle de başta Türk insanına yayın yapmayı amaçlıyoruz. ’Ve merak ettiğim asıl soruyu soruyorum ‘Bu programların reytingi Türk DJ lerinizinki kadar yüksek mi?’ diyorum karşı tarafın dürüst davranmayacağını bile bile. ’Evet,tabii’ diyor karşı taraftaki bayan. Zaten alacağımı bildiğim yanıtı veriyor. ’Peki’ deyip teşekkür edip telefonu kapatıyorum.
Hala soru işaretleri kafamda uçuşup duruyor. Neden Türk insanına kendi dilinde yayın yapmak yerine, yabancı DJ lere program yaptırılıyor? Türkiye’de DJ kalmadı da, ondan mı Amerika’dan DJ lerle anlaşılıyor? Amerikan radyoculuğu sadece örnek alınmamış, Amerikan kültürünün ve dilinin aynen radyolarımıza geçirilişini mi dinliyoruz bu programlarla? Yada belki de üretecek ve hayata geçirecek yeni fikirler bulamadıklarından, dinleyici böyle bir ‘deli saçmasını’ dinlemek zorunda kalıyor yeni ve de değişik bir şey yapıldığını sanarak…
Özlem Ayalın
“Deli Saçması” için 0 Yorum yapılmış.