Boşluk

Onu; bayramın birinci günü eski bir mobiletin üzerinde gördüm. Önde oturan; beline sarıldığı sürücü kocasıymış. Hava soğuktu. Rüzgarın vurduğu yüzü kızarmıştı soğuktan. Güneşin görünüşüne aldanmışlardı belli ki… Mobiletin hızıyla orantılı artacak rüzgar ve soğuğun  şiddetini hesaba katmamışlardı. Kocası mutluluktan o da mutlu görünme çabasından gülümsemeye çalışıyordu. Tam önümden geçtiler. Yönü bu yana dönük, yan oturduğu halde başını yapabildiğince öbür yana çevirdi. Ben de aynı şeyi yapmaya çalıştım. Güya görmedik birbirimizi. En az benim kadar ezildiğini, üzüldüğünü hissettim. Gözlerindeki yaşları soğuğa mal etti mutlaka kolayına geldiği için… Ben utanmadan ağladım. Saklamadan…

Umutların öldüğü mevsime denk gelmişti yaşamımız. İşsiz, çaresiz insanların sıkıntısı ile yön değiştirmiştik. Ellerimizi bir daha birleşmemecesine koparırken birbirinden ölüm gibi gelmişti ama çaresizdik. Bekledik çiçekler açsın diye yeniden. Söz verdiğimiz gibi yazışmadan, görüşmeden bekledik. Aile baskısına dayanabildiğince dayandığını biliyorum. Dayanamadığı anda da gelen teklife “Evet” dediğini…

Her yönüyle tam zıttım olan biriydi kapısına gelen. Başka türlü de olamazdı zaten. Kahredeceksen sonuna kadar gideceksin. Yok edeceksen benliğini bir kırıntısını bile bırakmayacaksın. Acı bir kere duyulacak kılcal damarlarına dek. Acımayacak bir daha ama bir kez tam acıyacak.

Ben de alıp başımı gittim uzaklara. Yapabileceğim en korkakça yolu seçtim. Sustum, oturdum, sindim. İki çocuğu oldu diye duydum iki yıl içinde. Allah’tan ikisi de kız… Yoksa birine adımı veriverirdi.

Benim; altın yaldızlı tahtırevanlara layık gördüğüm, prenses bildiğim; şimdi bir değer bilmezin terkisinde…

Ben yazmadım bunu. Ben yaşamadım. Ben zaten hiç yaşamadım. Ben görmedim bunu, ruhum kör benim. Yüreğim kör.

“Açılalım” dedim açılamadık. “Kalalım” dedim kalamadık. “Olalım” dedim… Hiçbir şey, hiçbir şey olamadık.

Ardından bile bakacak cesaretim, yüzüm yok. O haklı, ona tek bir sözüm yok. Yerinmeye, gocunmaya, üzülmeye bile yeltenmemeliyim. Acımalıyım sadece ve sadece kendime. Düşlerini bile gerçekleştirmekten, yaşamaktan aciz hiçliğime yanmalıyım. Yanmaya kadar hakkım kaldıysa.

O beni ben onu dün görmedik. Bayram değildi. O ve ben yoktuk. Yaşamıyorduk.

Aslında hiç yaşamamıştık.

Bu görünenler bir yaşamın kırıntısı bile olamayacak kadar aciz.

Ne yapacağız şimdi? O; öldürdüğü yaşamının alaca karanlığında kısılıp kalacak sonuna dek. Ben ise…

Sahi ne yapacağım ben?

Ahmet Terzioğlu

“Boşluk” için 2 Yorum yapılmış.


  1. 1 günce 31 Eki 2006 05:10:04 PM

    bende bilmiyorum arkadaşım.Ama duyguların bu kadar güzel ifade edilebileceği bir yazı daha okumadım..

  2. 2 günce 31 Eki 2006 05:24:47 PM

    bende bilmiyorum arkadaşım.ama okuduğum en duygusal yazı

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş