Birinin sıcaklığına karşı birinin soğukluğu
İnsanın hayatta kendini biraz da olsa tanıması için iki şeyle karşılaşması gerekiyor sanırım; aşk ve ölüm. Ne kadar güçlü ne kadar dayanıklı ya da ne kadar binlerce şey olduğunuzu ancak böyle görebiliyorsunuz. Kendinizi tanımanın en kolay (!) yolu bunlardan birinin size dokunması. Birinin soğukluğununa karşı birinin sıcaklığını hissedebilmek…
Ölümler karşısında verdiğiniz tepkileri düşünün. Sevdiğiniz birini kaybetmenin acısının içinizde en çok nereye dokunduğunu keşfetmeye çalışın mesela. “Onsuz ben ne yapacağım?” bencilliğinden sıyrıldıktan sonra en çok neyi düşündüğünüzü sorgulayın; işte orada siz yatıyorsunuz. Sizin korkularınız, sizin olmak istediğiniz, sizin kaçtığınız, sizin beklentileriniz…
Ve… Aşkı düşünün. Aşık olduğunuz ilk anı, ilk öpücüğün sıcaklığını, yaşadığınız heyecanların neye yönelik olduğunu… Ne için nelerden vazgeçtiğinizi, en çok neye ihtiyaç duyduğunuzu, en çok neden korktuğunuzu? Neyin kalbinize bıçak gibi saplandığını düşünün, yaşadıklarınıza karşı duruşunuzu tartın. Hangi anda çıldırdığınızı hatırlamaya çalışın, hangi an kelimelerin çok zor geldiğini… Hangi an içinize akıttınız sözcükleri, hangi an yutamadınız?
Bunlar biziz… Aşk ve ölüm karşısında ne yaptığımız ne olduğumuz, ne yap(a)madığımız, ne ol(a)madığımız biziz.


10. Eyl, 2007 






Güzel yazı…
2 Uç noktadır aşk ve ölüm..aşk uğruna neler yapanları görüyorum.sevdigini kaybetmemek için ölümün tam karşısında duranları..arada iki uç noktaya gelip gitsek de tam ortasındayız aslında hayatın..genelde tam ortasında ve tam da içinde..oysa uç noktalar bu kadar güzel yazmamıza sebep…yada gecenin bir vakti tepeme konan ilham kuşları.aşk ve ölüm iki ayrı kavram aslında ikiside iç içe…
gercekten anlamli guzel yazi..bazen ask oldurur insani neye ugradigini sasarsin ..olumde apayridir icinden acisini atamassin..onemli olanda zorluklar karsisinda ne kadar direnebildigin ne kadar ayakta durdugundur..