
Bazı sözcüklerin gerçekten bir ağırlığı oluyor. Ağızdan bir çırpıda çıkıyor da bir çırpıda sindirilmiyor. Kimi zaman kulak arkası yapılıyor hiç duyulmamış gibi, kimi zaman içimizde bir yeri hafif kanatıp geçiyor, kimi zaman yorucu bir sessizliğe dönüşüyor. “Bir zamanlar” öyle bir kalıp bence…
“Bir zamanlar mutluyduk… Bir zamanlar çocuktuk… Bir zamanlar İstanbul bile daha güzeldi… Bir zamanlar adını tanımlayamadığımız bir heyecan geçerdi yüreğimizden… Bir zamanlar unutulmayan ilk aşklar vardı… Bir zamanlar ne kadar severdik birbirimizi…”
Nereden çıktı bu “Bir zamanlar” derseniz; dün gece gittiğim albüm tanıtımının etkisi olsa gerek derim. Tabii bunun içinde; insanın içine işleyen soğuğun, griye kaplanmış havaların, sevgiliyle tartışmanın, anneni yine uzaklara göndermenin, uzaklarda birini çok özlemenin de etkisi olsa gerek. Neyse konumuza geri dönelim…
Dün akşam “Bir Zamanlar” serisinin ikinci albüm tanıtım konserine gittik. Kimler yoktu ki? Berkant, Asu Maralman, Gönül Yazar, Salim Dündar, Gökhan Abur, Ersan Erdura, Funda, Saadet Sun ve Rana - Selçuk Alagöz… Başkaları da vardı tabii, aklıma gelenler bunlar. Bir kez daha sahnede olmanın coşkusundan olsa gerek çoğu çok heyecanlı gözüküyordu. Fonda geçmiş günlerden gelen fotograflar zamanın nasıl geçtiğinin habercisiydi. Kimilerini gözümüzde canlandıramasak da şarkılarını ezbere söyledik. Yaşça benden çok daha küçükken annemin dinlediği şarkıları bu kez annemle beraber ben dinledim. Oldukça eğlenceli bir ortamdı. Tabii kendimi “Buruk Acı” şarkısında kalbi kırılan Türkan Şoray, Samanyolu şarkısında acının pençesindeki Hülya Koçyiğit gibi hissettiğimi de vurgulamadan geçemeyeceğim.
Geçmişten gelen, hatta bana ait olmayan bir geçmişten gelen bu şarkılarla oldukça keyifli bir akşam geçirdik. Sabah da etkisinden çıkamamış olsam gerek “Olur oluuuuur bal gibi olur, kalplerimiiiiz yolları buluuurrrr” diye dolaşıyordum.
“Bir zamanlar” bu sesime rağmen ne çok şarkı söylerdim…
Bir zamanlar insanlar daha saygılıydı, daha dürüsttü, daha az bencildi…
İnsan ilişkileri daha iyi, dana anlaşılırdı.
“Bir” zamanlar belki de hep, tek olan zamanlardır. Bir kere yaşadığın ve yaşadığın anda da, sana, daha önce duymadığın bir hazzı yaşatan zamanlar. Geçmişte kalması muhtemel ama bazen şimdiyi de içine alan, yaşarken farkında olmadığın ama durup düşünürken seni sarsANlar. Umarım bu “Bir zamanlar”, şimdiki zamanı durdurup bir şeylerin değerini kaybetmeden anlayacağımız “çok zamanlar” olur.
Bir zamanlar hepimizin kişisel tarihçesidir ve iyi okunmalı yavaş sindirilmelidirki gelecek kolaylaşsın bizim için ve hep şarkılarla hatırlayarak unutmasın insan tarihini.Tarih tekerrürden ibaret değil bir süreç olsun bizim için.