Bir yazar…

Otobüsteyim, elimde Elif Şafak’ın son romanı. “Baba ve Piç”. İstanbul kendini yine yağmurun kollarına bırakmış, güneşin gelip kendisini kurtarmasını bekliyor. Trafik durmuş, zira uykulu gözleriyle insanlar da fazlasıyla durur vaziyetteler. Teker teker sayfaları çeviriyorum. Kitabı okuyorum ama gözüm bir yandan da arada bir dikkatlice kitaba bakanlar da… Bakışlarını cümleye çevirmeye çalışıyorum sürekli.

Elif Şafak bir yazar. Bana sorarsanız iyi bir yazar. Kitaplarını okurken etkilendiğim, cümlelerinin altına çizdiğim, içimde bir yerlere seslenen bir yazar. Elif Şafak aynı zamanda Arizona Üniversitesi’nde akademisyen, Zaman Gazetesi’ne yazılarıyla katılan ve hatta Ermeni Konferansı’nın konuşmacıları arasında yer alarak bir kısım insan tarafından Türk Düşmanı diye tanımlanarak tartışılacak bir yazar. Neyse ki günümüzde çıkan pek çok yazar bozuntusunun aksine, en azından temelde tartışılmaya değer bulunacak bir yazar.

Peki nedir bu yazarın tartışılmaya bu kadar açık yanı? Bakıyorum da Elif Şafak’ı kara listeye alanların büyük bir kısmının bugüne kadar okuduğu herhangi bir Elif Şafak romanı ya da yazısı yok. Duydukları korkutuyor onları, Ermenileri desteleyen Türk düşmanı bir yazar etiketini yapıştırıyorlar, bakalım neler diyor diyen yok.

Elif Şafak Araf’ı İngilizce yazdığından eleştiri bombardımanına tutuldu. “Nasıl İngilizce yazar? Nasıl bir zihniyet bu? Anadiline bu kadar mı yabancı?” Elif Şafak Metis Yayınları’ndan son çıkan kitabı “Baba ve Piç”i yine İngilizce yazı, yine Türkçe’ye çevrildi roman. Elif Şafak Zaman Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisinde romanı için “Roman, dört kuşak kadının, bir İstanbul ailesinin hikayesi. Romanda Türk ve Amerikan Ermeni’si bir aile var. Her iki aileyi birbirine ayna olarak tuttum. Önceki romanımı İngilizce yazmam çok eleştirildi; ancak bunu da İngilizce yazdım. Türkiye’de ne vakit denenmemiş bir şey yapsan eleştiriye uğrarsın. Ama benim için İngilizce de yazsam Türkçe de Osmanlıca kelimeler de kullansam bâtıni bir dil de hepsinin özü aynı: Hepsinin özünde harflere olan aşkım var.” diyerek tanıtmıştı.

Aynı söyleşide diğer bir çarpıcı yorum ise Elif Şafak’ın eleştirilerine gelen itirazlara dair; “Bakın bu anlamda, yurtdışında yaşayıp da memleketini seven her aydın bıçak sırtındadır. Bir yandan zaten Türkiye’ye dair çok fazla önyargı var, bunları kabartmak istemiyorum ve bu anlamda ben milliyetçi değil; ama memleketçiyim. Öte yandan bu ülkenin tarihinde eleştirecek çok şey görüyorum ve bunların dile getirilmesini de demokratikleşme sürecinin kaçınılmaz parçası olarak görüyorum. O kadar çok seveceksin ki bu memleketi, eleştirebileceksin. Kimileri zannediyor ki; eleştiriyorsan demek ki sevmiyorsun bu toprakları. Olur mu? Tam tersine önemsediğim, sevdiğim, yaralı kalmasına içim elvermediği için eleştiriyorum.”

Her gün sokakta yürüken trafikten bunalıp belediyeye söven, emekli maaşlarını yetersiz bulup kuyruklarda can verirken hükümeti eleştiri yağmuruna tutan, tarihini bilmeden ahkam kesen milyonlarca insanın arasında sivri bir cümleyi bastırmak mıdır Türk okurunun / okumazının elinden gelen? Yurtiçinde yaşayıp sistemdeki pek çok şeyi eleştirenin aksine yurtdışına çıkıldığında sesini kısmasını mı bekliyoruz bir yazardan? Çift kişilikli biriymiş, buradayken eleştiren o değilmiş gibi, yıllardır yurtdışında bir üniversitede akedemisyenlik yapan bir yazarın oraya gittiklerinde “gördüğü” (doğruluğu tartışılır elbet) açıklarımızı saklaması, üzerini örtmesi midir isteğimiz? Düşündükleri doğru ya da yanlış, bize uyar ya da uymaz bizim gibi olmadığı zaman düşman mıdır, susturulmalı mıdır bir yazar?

Ermeni soykırımı üzerine değildir yazdıklarım. “Sözkonusu” soykırım ya da 1915 iç savaşları… Adını ne koyarsanız koyun. Bu yazı tarihte yaşanan bir olaya ya da bir yazarın ne kadar doğru düşündüğüne dair yazılmamıştır, (bir yazarı sevmek her söylediğine alkış tutmak, her söylediğini, yaptığını doğru bulmak değildir zira.) Bu yazının; düşünce suçlarına verdiği cezalarla, uyguladığı baskılarla düşünceleri susturmaya çalışarak sicilini bolca kabartan bir ülkeye yazılmıştır.

(Bu arada kitabı okudum bitirdim, ben eleştirmen değilim ama sevdim, hem akıcı hem de dili güzel. Elif Şafak severlerin seveceğini düşünüyorum.)

“Bir yazar…” için 2 Yorum yapılmış.


  1. 1 melis 11 Nis 2006 11:55:17 PM

    bu guzel bilgiler ve fikirler icin tesekkurler. ben de elif safak’i yaptigi ve soyledigi hersey ile yakindan takip eden bir okurum ve dediklerine katiliyorum keske onun gibi daha fazla yazar olsa memleketimizde. dusunen, dusunduren…

  2. 2 genç yazar 30 Nis 2006 01:25:22 PM

    Şahsen İngilizce yazan Türk bir romancıyı, Türkçe yazan Batılı bir romancıya tercih ederim. Vesselam.

Yorum yapın




Kapat
E-posta ile paylaş