Akşam oldu hüzünlendim ben yine

“Gözlerim bir yere sabitlenmişti sanki. Bir kare seçmiştim kendime farkında olmadan. Öylece, hayatın ortasından sıradan bir kare. Her gün karşılaştığımız ama görecek kadar bile dikkatimizi çekmeyecek bir ana dalmıştım. Yere çömelmiş küçük bir çocuk, küçük avuçlarından taşan bir taşa bakıyordu dikkatlice. Evirip çeviriyordu taşı. Küçük gözleriyle kimsenin görmediği bir şeyi görür gibiydi. Yüzündeki şaşkınlık, dudaklarının kenarında küçük kıvrımlara neden oluyordu. Herkes için basit olan bir taştı baktığı oysa, diğerlerinden hiçbir farkı olmayan… Ve, ben o an…”

Duraksadı bir an. Nasıl söylese bilemedi. Nasıl anlatsa bilemedi. Söyleyecekleri yeter miydi gördüğünü anlatmaya, o anı yaşayabilir miydi onunla birlikte?

Karşısındaki kadına baktı, bunca yıldır apayrı bir şehirde, kendisinin hiç görmediği insanlarla dolu bir evde yaşarken neler yaptığını gözünün önüne getirmeye çalıştı. Çayını yine tek şekerli mi içmişti yıllarca, akşam sefaları ekmiş miydi yine bahçeye, her akşamüzeri cama koşup heyecanla açmalarını beklemiş miydi ve açtıkça çiçekler hüzünlenmiş miydi her defasında? Ve içinden o şarkıyı geçirmiş miydi? Ne güzel söylerdi; “Akşam oldu hüzünlendim ben yine…”

Kadın adamın gözlerine bakıyordu.

“Ve sen o an ne gördün o taşta?”

Nasıl sakindi, her zamanki gibi.

“İşte o an anladım seni neden bunca yıl boyunca unutmadığımı… Neden her sabah hatırladığımı? Hızlı hızlı yürüyüp işe giderken, koca bir şehrin karmaşasında ilerlerken, denize bakarken, anlatılan bir fıkraya gülerken… Her an işte, sen yoktun ama ordaydın biliyorum. Bunun için seni görmeye ihtiyacım yoktu, sesini duymaya ya da sana dokunmaya da. Bir iz gibi taşıyordum seni içimde. Yüzüme atılmış bir çizik gibiydin kalbimde, aynaya baktıkça görüyordum. Hiç bilmediğim bir şehirde ellerin kırışıyordu yavaş yavaş, zaman kimseye acımıyordu. Sen aynada saçlarına bakıyordun, gün be gün beyazlayışına hayret ediyordun belki de… Oysa ben hâlâ seni o günlerdeki halinle hatırlıyordum.”

Kafasını kaldırıp baktığında kadının gözlerinin dolduğunu fark etti. Elini uzattı yavaşça, biraz tedirgin. Ellerine dokundu hafifçe, kırışıklıkların üzerinden kaydı parmakları.

“O küçük çocuğun baktığı taş gibiydin. Hayat akıp gidiyordu, herkes için küçük bir taştın belki de, kimsenin görmediği. Ama benim için farklıydın, diğerlerinden apayrı. Sana şaşkınlıkla bakıyordum, sana böyle baktıkça kendime şaşırıyordum, nasıl böyle hissedebiliyorum diye. Ellerimden taşıyordun, ellerimin arasındayken hayat duruyordu. Hiç kimseyi görmüyordum senden başka, hiç kimsenin sesi seninki gibi içime akmıyordu.”

Kadın sessiz kaldı. Başını hiç kaldırmadı masadan. Adamın tuttuğu ellerine bakıyordu sessizce. Griye dönmüş, sıkı sıkı tutturulmuş saçları gibi tutulmuştu zaman. İçinden binlerce cümle geçiyor, hiçbiri dilinde durmuyordu. Başını kaldırdı, denize doğru baktı. Yıllardan sonra gelen bu adamın aslında hep orada olduğunu biliyordu. Artık itiraf edebiliyordu kendine, yaşadığı onca şeyden sonra, “Ben de hissettim bunları” diyebiliyordu kendine. Güneş batacaktı birazdan, şehir kararmaya başlayacaktı. Ve o yine yalnız yaşadığı, kendi nefesini dinleyerek uyuduğu evine dönecekti. Bunca yıl sonra gelen mutluluk bile olsa kabullenmek kolay mıydı? Nasıl unutulacaktı yaşananlar, yalnızlıklar, kırgınlıklar? Nasıl sineye çekeceklerdi bunca yıllık yalnızlıklarının acılarını? Bu yükünden altından kalkabilirler miydi? Kaldıkları yerden devam edebilirler miydi yaşama?
“Gitmeliyim artık” diyerek ellerini çekti usulca. Ellerinden kayıp düşmesinden korktuğu cam vazoyu bırakır gibi.

Adam hüzünlü gözlerle bakıyordu. “Gitme, benimle gel” demek geçiyordu içinden, yutkunuyordu. Duyacağı cevaptan korkuyordu. Kalacağı otelin adını verse miydi, bir şans dedi adam kendine. Bakarsın, gelir. Bakarsın uğrar. Otelin adının yazdığı kağıdı uzattı, “Burada kalıyorum. Belki dönmeden bir kez daha görüşme şansımız olur”

Kadın ayağa kalkıp paltosunu giyerken, gözlerine baktı. Düğmelerini ilikleyen ellerine uzanmak için ayağa kalktı.

“Biraz daha kalamaz mısın? Birkaç dakika daha…”

“Gitmeliyim” dedi kadın.

“Akşam sefaları açmak üzeredir.”

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

2 Cevaplar | “Akşam oldu hüzünlendim ben yine”

  1. cok güzel bir sanat müzigi. hekes kıymet bilsin sarkının sözlerine yazan da söyleyendev güzel söylemiş

  2. cok güzel bir sanat müzigi. hekes kıymet bilsin sarkının sözlerine yazan da söyleyendev güzel söylemiş bugün de doğüm günüm çok mutlutyum

Yorum Yaz