Her anını zorla da olsa dolu dolu yaşatır bu kent. Bu kentte sarı, siyah,
yeşil, mavi ve zıt renklerde gökkuşakları var. Her kesimden, her tecrübeden,
her serüvenden türler var. Dinmek bilmeyen koşuşturmacalar, bir film karesi alıntısı gibidir. Başa sarar
Seyreder misali geçer bu kentte yaşam.
Hasret yükü görürsün baktın mı ufuk’taki maviliklere, buğuludur deniz,
dalgası yüreğinin duyurmak istediği sesindir.
Işıl ışıl, cıvıl cıvıl sokakların da ürkek insanlar dolaşır, korkmadan.
En yüksek sesli caddelerin de bile sessizliğini kimsesizliğini yaşarsın bu
şehirde…
Uçan, konan martılar özlem yüklü gemileri getirir koynuna.
Vapurlar denizin buğusuyla bütünleşip aşkı fısıldar kulağına.
Işıldak böcekleri gibi yanıp sönen bu yedi tepe, karanlığını bile kör eder,
sen hiç anlamadan ve… ve bu şehir insanı yok eder, Hiç bir umuda
aldırmadan…
Arzu Candevir Çakır
Bu yazı sizin mi?
Evet, bu yazı benim.
Ayşe Ayça, sorunun nedenini merak ettim…
Tesadüf gördüm yoruma cevap geldiğini, başlık tanıdık geldi sonradan okuyunca daha önce okumadığımı farkettim zaten okumadan yorum yazmam yanlış oldu.
Tebrik ederim güzel bir yazı. Siz hızlı cevap yazmışsınız ben yeni görebiliyorum. İlginizden dolayı teşekkürler.
Yazılarınızın devamını bekliyorum.
Teşekkür ederim, umarım …